tutulmak..


diyince aklıma şu sıra "iki tutulma arasından geçiyoruz" cümlesindeki anlamıyla astronomi ve astroloji anlamı gelse de durup kendisiyle şöyle bir göz göze bakıştığımda çağrışımlarının peşine düşesim geldi bu sıcak ağustos öğleninde..hatta sıcağın etkisini azaltmak ve az da olsa psikolojik manipülasyon olur diye arka planda yağmur sesi var..neden çünkü yağmur sesini, yağmur yağarken düşünmeyi, yazmayı, konuşmayı, öylece durup camdan bakmayı, çıkıp biraz ıslanarak koştur yürümeyi, elimde şemsiye sakince yürümeyi, bir saçak altında durup caddeyi, insanları o anı izlemeyi, kafede tam cam önündeki masada kahve içmeyi, camı açıp elimi uzatıp ıslanışını izlemeyi, mümkünse getirdiği topraklı kokuyu içime çekmeyi ve daha bağlantılı pek çok şeyi severim..yağmuru özlemişim sanırım :) bu böyle akar gider biz yağmuru bırakıp "tutulma" ya gelelim..ama önce bir kahve alayım kendime :) hadi sen de al..

evet ne diyorduk, hah tutulmak..evet şu sıra güneşinden ayına kadar astrolojik bir tutulmalar koridorundan geçiyor oluşumuz belki bu kelimeye doğru çekti dikkatimi..gökler tutulur da yer tutulmaz mı..bazen sarsılır bazen tutulur..neyse ilk aklıma gelen çağrışım tabi ki aşk meşk ile alakalı olacak :) ve sevdalanmak anlamındaki tutulmak diyeceğim..eskiden daha çok duyardım şimdi zaten belki kimse kimseye tutulmuyor, tutunmuyor öyle teğet geçip gidiyor o arada azcık değdiyse kalp kalbe eh işte buda ömrün o özel anlarından diyip kenara kaldırılıyor..belki yani bilemem...ama eskiden bir tutulmak anlatılırdı aman yarabbi bu nasıl manyaklık der şimdi psikologlar dinlese..peşinden sürüklenip gitmek..sevdasından hastalanmak..gerek yok bu kadar sıkıntılı yaşamaya bence de.. :))

hemen arkasından bel, boyun artık eklemlerden neresiyse işte o tutulma geliyor..neden çünkü boyun tutulması özellikle sık rastlaştığım bir durum..spora başladığımdan bu yana azaldı şükür ama çevremde ne çok beli tutulan var..bir de tabi yaz, açık camlar, üstler başlar, esiyor sabaha doğru serin rüzgarlar :)) al sana kaskatı kesilmiş kaslar.. :))

dili tutulmak..vardı bizim mahallede ben küçükken bir genç kız dili tutulmuş diyorlardı..ses var kelime değil..tabi orada olay nedir hiç bilmiyorum millet öyle diyordu ilk o geldi aklıma ama dili tutulmak da çok enteresan bir durum..korkudan değil de hayretten şevkden aşktan aşırı bir duygulanma halinden dili tutulma derin bişi olsa gerek...belki de o anlarda kelime, konuşmak o kadar düşük bir seviye kalıyor ki en iyisi tutamayacağın dilini beden tutuyor ve diyor ki sus..sadece yaşa..

bir yerde tutulmak..cebren ve hile ile ve dahi zorbalık ve şiddet ile..bu kötü..Allah korusun..çıkışsız çaresiz hissettiren bir anlam..olumlusu hiç gelmedi aklıma..gönüllü durmadığın her yerde tutulmuş mu oluyoruz..

bir iş için mekan,araç,kişi kiralanması...en çok da kiralık katil tutulması :) niyeyse bu geldi aklıma..polisiye okumam ama bilemedim.. ha bir de evler ah, tutulmuş masalar, sıralar, koltuklar...

kayıtları tutulmuş, belgelenmiş olmak..defterler, sarı yapraklı..saman kağıt dosyalar..sarı fotoğraflar..kayıt tutulmayanın hatırası hafızası ve tarihi...kim bilir neler var..bilinmeyen bilinenden hep daha çok olacak..zaten sokrat haklıydı..bence de :)))

hastalığa tutulmak ki türevini yukarıda söyledik..ya şafi der şifa dileriz..

yolların tutulması da et-tekrar kısmında..

ha bir de bir şeyin çok beğenilmesi var..o iş tutuldu, o film, parça, mekan  vs. yani patladı gitti :)

bak işte burada tükenme başladı ve tutukluk yaptı cümleler..kesilen suyun muslukta kalan son damlalarına baktınız mı hiç, tevellüdü ben civarı olanların şehrin kesik sularını ve tıslayan muslukları ve son ya da ilk damlaları elbet hatırlayacaktır..neyse yine yoldan  sapmadan tutukluk yapan yerden keselim, tutulup kalmayalım lafı tutkallayalım :)) 

kahve bitti..fondaki şarkı değişti..güneş camın önüne geldi..zaten kalkıp kütüphaneye gitmem gerek.. bu da böyle bir öğlen sayıklaması olsun :)



Yorumlar

  1. Sanki bana hadi yorum yap demişsin tam adamının önüne sürmüşsün yazıyı
    Senin dediğin de biraz teslimiyet gibi durmamış mı -tutunmak- sencede. Dışarıdan bir şeyin gelip seni yakalaması sana dokunması, seni bir yere, bir hale, bir kişiye bağlaması. Aşka tutulmak, hastalığa tutulmak, dilin tutulması, bir yerde tutulma gibi. Hepsinde biraz beni tuttular hali var. Bir teslimiyet, bir yakalanmışlık.

    Ama birde biz varız tutunamayanlar :) üstadımız Oğuz Atay ( oturduğu binayı ziyaret edip alttaki kafede bir mola vermelisin) Aslında sende söylemişsin belki kimse kimseye tutulmuyor, tutunmuyor öyle teğet geçip gidiyor demişsin Belki mesele hiç tutulmamak değil tutunacak kadar bu hayata bağlanamamak, tutunamamak.

    Wesselam

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rutin dışı-3

reset- dört..

reset- üç..