Kayıtlar

Şubat, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

reset- üç..

Sondan başlayalım..dün akşam nihayet hamnet filmini izlemeye sevgili arkadaşım melike ile ckm'ye gittik..21.30 seansı olması ve belki indirimli gün olması bilmiyorum asıl nedenini ama salon neredeyse tamamen doluydu..film güzeldi evet ama sirat (2025) izledikten sonra ilk sıraya yükselemedi..( sırat çooook ilginç bir deneyim ve daha sarsıcı )   hamnet (aslında diğer bahsettiğim de öyle) bence sinemada izlenmesi gereken bir film çünkü tabiat da başrolde..kitabını çok etkilenerek okuduğum film yeterince geçmedi ve bunun sebebini tam olarak bulamıyorum..evet ağladım evet yas ve kayıp acıtıyor evet oyunculuklar bence iyiydi ama sanki kitabın odaklandığı noktada değildi kamera..bilemiyorum..yine de keyifli bir akşam yaşadık bu vesileyle :) gelelim bir önceki yazıdaki yorumlarda sevgili Neslihan'ın yazısına işaret ederek ona paralel bir şey paylaşmak istiyorum dediğim konuya.. bu pazartesi yaşadığım beni çok şaşırtan yoran üzen kötücül duygulara gark eden velhasıl mübarek ayda nere...

reset- iki..

Sevgili okur, Şu an hangi coğrafi noktadasın ve orada hava nasıl (rahmetli edip akbayram ve unutulmaz sözü ile reha muhtar aynı anda aklıma geldi hadi bakalım şenlik başlıyor :) bilmiyorum ama istanbulum kaç gündür sağlı sollu vuruyor.  bir soğuk yapıyor bir sıcak, bir ah bahar geldi coşkusu bir hadi bakalım ayazı yeniden yiyoruz hüznü..bir yandan iten bir yandan çeken kararsız sevgili gibi bu ilişkiyi elek haline getirdi yani..cemre düştü dedik maviş göklere nefesimizi ohhh diye salıverdik lakin ı-ıh bu gece yine soğudu yarın balkanlar diyorlar..tamam olur anlıyorum bi yerde geçiş dönemi falan ama valla hal kalmadı..:)) sevgili ramazan ayı geldi bu vesileyle günlük rutinler akışlar da değişti haliyle..ister istemez biraz daha içe dönük bir hal sarıyor beni..bundan da hoşnutum aslında..diğer yandan günden güne artan bir enerji var ki tutmayın beni koşayım diyor..yani açıkcası bekliyorum hem güzel havaları hem de bayramı..sonrası koşarak gideceğim yerler beni bekler..bu sakin hali y...

reset- bir..

Davete icabet, kahveye bahane, buluşmaya vesile gerekli.. Sabah günün nuru henüz yayılmamışken çocuklarımı evden uğurlama safhasında şöyle bir bakayım instaya derken gördüm daveti sevgili Neslihan'dan.  ve instadan yazdım el-cevap olarak "kaptan kaptanım, geliyorum" çünkü carpe diem :) ekip yavaş yavaş toplanadursun, günün anlam ve önemine binaen yazmadan geçemeyeceğim şu diyalogu; mekan kahvaltı masası, kişiler kadın ve erkek (ben ve eşim), zaman sabahın bebiş saatleri.. - hayatım bugün tarih olarak sana neyi hatırlatıyor - kesin bişi yaptık ama ne hatırlamıyorum - hayatının en büyük hatası desem - haa evlilik teklifi mi - kabul ediyorsun yani - bağlamı kurmamı sağladın tuzağa düşürdün kabul etmiyorum - şekerim bilinçaltın cevabı verdi - keşke bütün hatalarım bu kadar ....  gülüşmeler falan.. ikimizin birlikte gülebildiği ortak tarihimizin başlangıç günü değil ama farklı bir evreye geçmesinin günü :) o günü de anlatayım da tam olsun..  ilişkimizin o evreye yani evlilik u...

samet' e ne oldu-olasılıklardan bir tutam

olasılık 1 samet babasını seçmişti, ilyas da yolunu zira basıp gitmişti..asya için pek bir seçenek kalmamıştı bu anlamda, hayatında değer verdiği erkeklerin kararına mahkum kalmış vefakar ana olmak..ilyasın yokluğunu iki türlü ihtimalle ele alırsak;  -ilkinde o ayrılık sahnesinden hemen sonra savrulmaya devam ederek alkollü bir gecede ölümle biten bir son ve bu haberin asyanın kalbinde artık onun dokunulmaz ve değiştirilmez bir yerinin olması..bu acı verecektir çünkü asya bu sonda kendi payı olduğunu düşünüp bunu dert edinip içindeki ilyas hayaletini kutsayacak dokunulmaz kılacak tabuya çevirecektir..yani yerine iyice yerleşmiş tümör kitlesi gibi onunla iç dünyasında yaşamaya devam edecek bu da oğluna yani bu aziz hatıraya olan düşkünlüğünü arttıracak dolayısıyla çocuğu ana kuzusu haline getirme çalışmalarına hararetle devam edecektir..tabi ki cemşit olayı dengelemeye çalışan faktör olarak elinden geleni yapsa da bir hayalet bir de onun çok da sahiplenmesine izin verilmeyen çocuğun...

samet' e ne oldu - dibace

Sanıyorum ki sinemamızın en beğenilen en çok izlenen filmlerinden biridir "selvi boylum al yazmalım".. unutulmaz iki oyuncumuz ve insanı içsel sorgulamaya sürükleyen hikayesi ile zaten her daim vurulmaya gönüllü olduğumuz aşk ve sevgi kavramlarını ( ve daha pek çok kavramı) önümüze iyi hazırlanmış bir yemek tabağı gibi sunan film benim de en sevdiklerimden. ilk izlediğimde çocuktum ve tabi ki her yaş dönemimde neredeyse bir şekilde tv de karşıma çıktı izledim..her halde en çok izlediğim filmlerden aynı zamanda..yapım yılı olarak benden bir yaş küçük..iyi bir film izleyicisi değilim hiç o toplara girerek değerlendiremem filmi. bence güzeldir o kadar, çünkü kalbe dokunur..artık kalbiniz aklınıza mı başka yere mi dokunur onu bilemem :) geçenlerde film instagramda farklı bir bağlamda karşıma çıktı (hiç haberiniz olmayan zqwx bilmem ne kuşağı dahi olsanız internet aleminin her hangi bir kanalında bir şekilde karşılacağınız kesin zaten) konu filmdeki küçük çocuk samet yani hikayeni...