Kayıtlar

Nisan, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ordan burdan şurdan..

-Bugün ruhum için ufak bir rota oluşturdum..Eyüp semtini ve dahi Eyüp Sultan hazretlerini ziyaret etmeyi çok severim..epey bir mazisi ve hikâyesi var bunun..evden üsküdar, oradan haliç motor hattıyla denizden mis gibi istanbul kokulu ve tabi çaylı yolculuk sonrası kavuştum başlangıç noktama..hazreti ziyaret ve avluda bir müddet durmak, etrafı gözlemlemek, fotoğraf çekmek, dua etmek, çocukların gözlerinden enerji ikmali yapmak gibi güzel bir takım şeyler yaptım..sonra ver elini artfeshane..büyüüük bir sergi, adı üstünde zaten "kolektifin belleği" epey bir eser görmek mümkün..tamamını gezemedim vaktim azaldığı için çünkü asıl hedeflediğim başka bir sergiye gitmem gerekiyor diye yarıda ayrıldım oradan..kesin devam edeceğim..zaten yıl sonuna kadar sergi devam ediyor. ( şimdi böyle deyince yıl sonuna ne kaldı şurada gibi bir his geçmedi desem yalan..dördüncü ayı bitirmek üzereyiz o ayrı bir de hiç bir şey planlandığı kadar uzun zaman ve uzaklıkta değil..bitiş ensemizde nefes alıyo...

sana uğradım..

Cam açık..dışardan serin havayla birlikte caddenin ve mahallenin kısık uğultusu geliyor.. neden kısık.. belki bana öyle geliyor, yanımda cep telefonundan çıkan müzik sesi muhtemeldir ki diğer sesleri bastırıyor..gönül yazar söylüyor efenim "gitmesin gözlerinden pırıl pırıl arzular"  falınıza bu şarkı çıktı :) ne güzel bahtınıza güzel sözleri ve iyi dilekleri olan şarkı çıktı.. pırıl pırıl arzular bulun kendinize ömürlük olsun :) olur mu bilmem.. çayım evet evet yanımda.. akşamın pardon gecenin bu vakti (saat an itibarıyla 22.33) içmeden durmak ne mümkün efendim..içiyorsak sebebi var.. yorgunuz mesela..kafam yorgun, aklım yorgun, bedenim yorgun, kalbim yorgun en çok da o yorgun..ah kalbim neler çektin sen benden yahu.. çalışıyoruz mesela..okuyoruz mesela..düşünüyoruz mesela..bütün bunlar bir miktar sıvı istiyor..su da olur ama kesmiyor efendim kesmiyor.. çay kesiyor mu, ah evet bir miktar hararet gideriyor..alışkanlık efendim eski yoldaş..ara ara yoldaşlık edip ayrıldığım diğe...

bir nisan, 1 nisan..

  Mart hep mi uzun gelir, geçip gitmesi sanki gün sayısından uzun süren, kara bir tren gibi, düz ovada gözden kaybolana kadar baktığımız, ufuk çizgisinde o son noktanın da kaybolduğuna nedense emin olamadığımız...zaten nam-ı diğer dert ayı olması, kazmaya küreğe göz dikmesi, kapılardan pencerelerden baktırması, hesabı /kitabı, defter-i kebiri kalın bir ay olması bundan mı..  "bahtından güldürsün" derler ya sadece insanları değil eşyaların, mekanların ve vakitlerin de bahtına düşen bir keder/ kader var demek ki.. ve belki de tüm bunlardan dolayı hemen ardından gelen nisan ayının ilk günü şaka gibi geliyor :) " hadi canım gerçekten çıktık mı o tünelden " bakışı ve şaşkınlığı :) 1 nisan derken bile kafiyesi ' bir insan' diyesim, akabinde ve detayında abuk sabuk şeyler gülesim gelmesi bundan mı...sen nerden bileceksin tabi ki bunların cevabını ben kendime soruyorum..  mart ayı ile kişisel bir derdim yok aslında, güzel günlerimin bazıları bu aya iliştirilmiş duru...