Kayıtlar

anladım..

yıllar önce.. çok yakın bir kız arkadaşım vardı..duygusal, kırılgan, ince düşünceli, iyi niyetli, hassas, güzel kalpli..çok severdim..hatta çok ama çok severdim..bir birimizi iyi anladığımızı düşünür çok şeyi rahatlıkla paylaşırdık..( hala sevgiyle anıyorum ) iş, evlilik, yaşanan ülke gibi sebeplerle yollar zaman içinde yavaş yavaş ayrıldı..yurt dışına ilk gittiği sıralar mailleşiyorduk ve dertleşmelerimizi yazıyla sürdüyorduk..(akıllı telefondan çook önce bir zaman) bir mailinde bana x zamanda olan ve benim farkına bile varmadığım ve hatta farkına varma olasılığımın da çok düşük olduğu bir konuda bana nasıl kırıldığını söylemek istediğini uzun uzun yazdı..o kadar zaman içinde saklı kalmış olmasına ve birlikte yine yüz yüze üstelik sıcağıyla paylaşmak imkanı varken bunu yapmayıp yıllar sonra bunu bahse değer görmesine acayip kırıldım..hayır aldatılmış ve yalnız hissettim..ve o noktadan sonra ip koptu..beklediğim şuydu aslında, ya vaktinde bunu benle yüzleşerek yapsaydın yada öğütüp çok...

orası neresi..

Burada yani İstanbul'da doğdum, büyüdüm, yaşadım.. çeşitli gezi, tatil vb. sebeplerle pek çok yere gitmiş olsam da başka bir şehirde yaşama bilgim, görgüm, kültürüm, deneyimim yok..bir önceki yazıda sevgili Leylak Dalı yorum bırakmıştı, ona cevap yazarken bir an düşündüm bu konuyu..mesela kışı daha farklı deneyimlemedim, ne Erzurum, Sivas gibi kar ve soğuğun üst derecelerini biliyorum ne de Antalya, Mersin gibi daha ılıman geçen ve kış denemeyecek derecelerini..Zira İç Anadolunun ne yazını ne kışını ne bozkırını bilmiyorum, canım Karadenizin burada yağmur dediğimize rahmet okutacak bitmeyen yağışlarını, ani değişen gök hallerini, sisini, bulutunu.. bunlardan az çok haberdar olmak, bir kaç gün orada bulunmak değil mesele...yaşamak bilgisi.. ülkemi, şehrimden ibaret sanan ahmaklardan olmamaya gayret etsem de gerçekten cahilim.. diğer yandan "burası İstanbul" diye bir cümle vardır, en azından bir kez karşılaşmış olma ihtimaliniz yüksek çünkü yolu bu şehre bir şekilde düşen i...

güncel..

Öğlen saatleri, bugün..kısa molalar vermesine rağmen durmamaya kararlı sakin ama etkili yağmur, yağmaya devam ediyor..gökyüzü grinin bilmem kaç tonunda..pencerenin hemen yanındaki salon masasında bilgisayarda bir şeylerle meşgulum..cam ardına kadar tülünden perdesinden azade bırakılmış ki ışık biraz daha ışık girsin loşluğuna hayatımızın.. pencerenin dışından bir hareket ve ses geliyor, yoğunluğumun arasından boş bakışlarımı çeviriyorum dışarıya..bir güvercin..durup bakışıyoruz..boncuk gözleri tedirgin ama kararlı, hareketleri ıslak bir sokak serseri gibi tutarsız ve hırçın..o kısacık bakışma anının hikayesini uzun uzun yazsam hiç bişi anlatamamış olurum..öyledir, bazı şeyler anlatılamaz.. hemen karşıdaki evin çatısında yağmura teslim olarak durmuş ve bu duruşlarında dervişane bir hal sezinlediğim diğer bir kaç güvercini fark ediyorum..kim bilir onlar ne zaman fark etti beni..kalkıp mutfaktan bir parça buğday, bulgur onlara ikram edebileceğim bir şeyler bakmaya gidiyorum..döndüğümde pe...

fotoğraf..

Solgun ama renkli bir fotoğraf..gençliğin ışığı aydınlatmış yüzlerimizi, yığılmışız aynı kareye sığma çabası ve eğlencenin, kahkahanın hakkını  dibine kadar verme coşkusuyla..herkes başka bir yere bakarken aniden çekilmiş belli..poz yok..ben sol köşeye doğru bir boşluğa dalmışım gibi bakmışım..yüzümde asılı kalmış yarım bir tebessüm..saçım uzun, yüzümü gölgelemiş..neresi burası, kim çekmişti bu fotoğrafı, yanımdakilerin çoğu kimdi hatırlamıyorum..bu fotoğrafta sen yoksun ama bu fotoğraf seni bana hatırlatıyor..hayır hatırlatmıyor, o ana ışınlıyor..benim baktığım yerde sen varsın..o kareye girmeyen bir tek sensin..karşıdan, durduğun yerde yanındaki ağaca yaslanarak bakışın, ısrarla bakışın ve o gülümsemen..  olmadığın bir fotoğraftan seni nasıl kesip çıkarayım..diyor ya Eloğlu "beni hoyrat bir makasla / eski bir fotoğraftan oydular"  hangi hoyrat makas eksikliğiyle varlığını dopdolu ortaya koyan birini oyabilir hafızanın fotoğraf karesinden.. yağmur ısrarla yağıyor, yağmur...

noktaları birleştir..

* yarımadanın kopmayan göbek bağımı o karaya olan uzantısı? peninsula, insula, insularity.. içe kapanmaya engel bir bağ yahut bir imkan, bağlantıda kalmak için..orta form..en zoru..kararsız, belirsiz.. *konuşmanın bir yerinde şöyle bir cümle geçti "aile, bireyin hayatını işgal eder"  hayat neydi? *Furkan Çalışkan,  Meskun Mekan şiirinden alıntı..çok hoşuma gitti..burada da bulunsun " Seni seviyorum Bu bir yerde yanlış yapıyorumun Arnavutçasıdır." * Past Lives(2023) ve Far From Heaven(2002) filmlerini dün akşam üst üste izledim..gözlerim ziyafet çekti kalbim ah..zira olmayınca olmuyor ama o kadar güzel olmuyor ki iyi ki öyle oluyor :) *Orhan Cem Çetin'in bu yazısını okumak için gittiğim web sayfasında ardından Fatma Belkıs'ın peristalsis metnini okudum.. güzeldi..okuma ihtimalinize sunarım. *kızımdan bir Dungeons & Dragons (D&D) tavsiyesi aldım..ilk defa dinlerken yirmi yüzlü zar diye bir şey olduğunu öğrendim ve adı " ikozahedron" :)  şiir...

yirmi eylül..

  günün tarihi.. yirmi eylül iki bin  yirmi altı.. bugün çok güzeldi.. işin ilginci geçen sene bugün de çok güzeldi.. nerden biliyorum, tabi ki o gün şiir kitabının ilk sayfasına atılan tarihten..şöyle yazılı "20.09.2025 - Taksim"  çok iyi hatırlıyorum o günü. bugün de biten kitabımın son sayfasına ben tarih atacağım..virginia evans' ın "muhabbet" adlı kitabı biten kitap..                  ve bugünü de çok iyi hatırlayacağıma eminim.. tesadüf mü..bilemiyorum ama sanmam zira tesadüf bazı şeyleri anlatmak için kifayetsiz daracık bir kelime..iki kitap/iki tarih arasında kocaman bir yıl, çokça yaşanmışlıklar var ama çok da sırt sırta sanki..yan yana gibi..ilginç gerçekten.. eylül, seni seviyorum..diğerleri takvim ayıdır, sen ise mevsim :)

sorma ne oldu..

Mudanya'ya gittim dün.  Sabah sekizde Kabataş'tan kalkan ve bir saat elli dakika süren budo seferiyle çok rahat bir yolculukla vardım ilçeye. Şansıma günlük güneşlik bir hava karşıladı beni. Bir önceki gün İstanbul'da ve çevre illerde yağmur vardı ve devam etseydi bu benim için gerçekten can sıkıcı olacaktı. Şans yüzüme güldü yahut şöyle de denebilir dualarım kabul oldu :)  Yunusların kısa bir müddet eşlik ettiği uzun süreli deniz yolculuğu, arada iç dalgalandıran o salınım hareketine rağmen, müzik dinleme, kitap okuma ve uyuklama üçgeninde çabucak geçti. Yalnız gezmenin birinci güzel yanı bu sanırım; o uzun süren yolculuklarda kendinin yoldaşı olmak, kendine odaklanmak.. canın ne istiyor sevgili kendim :)  Mudanya yolculuğumun birincil sebebi fotoğraf çekmek. Vardığımızda sahildeki iskele çay bahçesinde önce kendime bir okkalı kahve ısmarladım.. rotamı zaten oluşturmuştum nerden nereye giderim ana noktalar belliydi..gerisi akışına bırakmak ki bu kısmı en sevdiğim..sonra ...