güncel..


Öğlen saatleri, bugün..kısa molalar vermesine rağmen durmamaya kararlı sakin ama etkili yağmur, yağmaya devam ediyor..gökyüzü grinin bilmem kaç tonunda..pencerenin hemen yanındaki salon masasında bilgisayarda bir şeylerle meşgulum..cam ardına kadar tülünden perdesinden azade bırakılmış ki ışık biraz daha ışık girsin loşluğuna hayatımızın.. pencerenin dışından bir hareket ve ses geliyor, yoğunluğumun arasından boş bakışlarımı çeviriyorum dışarıya..bir güvercin..durup bakışıyoruz..boncuk gözleri tedirgin ama kararlı, hareketleri ıslak bir sokak serseri gibi tutarsız ve hırçın..o kısacık bakışma anının hikayesini uzun uzun yazsam hiç bişi anlatamamış olurum..öyledir, bazı şeyler anlatılamaz..

hemen karşıdaki evin çatısında yağmura teslim olarak durmuş ve bu duruşlarında dervişane bir hal sezinlediğim diğer bir kaç güvercini fark ediyorum..kim bilir onlar ne zaman fark etti beni..kalkıp mutfaktan bir parça buğday, bulgur onlara ikram edebileceğim bir şeyler bakmaya gidiyorum..döndüğümde pencerinin önü boş..çatının üstü biraz daha tenha..yine de bir kaç avuç yiyecek bir şeyler bırakıyorum..kentsel dönüşüm nedeniyle yıkılan bina sayısı arttıkça manzaramızdaki boyutu büyüyen denize bakıyorum, uzaktan gri ve mutedil dalgalı, hiç yüz vermiyor..kışı anımsatan bir serinlik dolaşıyor hayalet gibi..geliyorsun biliyorum diyorum..winter is coming..

kışı atlatmak için neler gerekli diye düşünüyorum..sıcak polar battaniyeleri çıkarmalı, tütsüm bitti yeni tütsüler almalı, mumlar ah mutlaka değişik ölçü ve çeşitte kokulu olursa tercihimdir, mumlar alınmalı..çaylar, şifalı kokulu egzotik yumuşacık çaylar..bol sayfalı kitapları öne çekmeli, sıcak tutan çorap, yumuşacık ev kıyafetleri gözden geçirilmeli..arada kek pişirmeli, kurabiye ya da işte ev kokan bişiler....böyle hayaller kuruyorum bir müddet..gerçeklere temasa gerek var mı hayal kurarken..ve bunlar da önemsiz mi ne dersiniz..başka neler eklenebilir düşüneceğim :)

blogları okuyorum, sonbahar havası evin cazibesinin artması yazı masalarına dönüşü ve yazıların derinliğini arttırdı..her şeyin bir vakti var :) yazmanın, yaşamanın, ölmenin..gidenleri arttıkça ve geride kalıp yaşadıkça, onca kalabalığına rağmen insanlarımızdan boşalan bir dünyanın tenhalığında kendimizi teselli yolları değil mi bunlar..kendimize sarılmalar, avutmalar, şefkatli ha gayret dokunuşları..

gün geçiyor kendi yağında kavrularak..akşam oluyor, ev ahalisi yorgun dönüyor, sofra kuruluyor kaldırılıyor, çay demleniyor..yazayım diyorum, çayımı bilgisayarı alıp bu sefer odama sığınıyorum..bir mum yakıyorum şerefinize..sefam olsun diyerek kendime espriler falan, aspirin niyetine :))

yarım kalan kitaplarımı bitiriyorum bu sıralar, aynı anda başladığım bir birine karışan üç bin beş yüz kitabı eleyerek yığın eriyor epey..yeni katılanlar olmazsa olmuyor tabi :) film ekimi için filmleri inceliyorum yeri saati ile birlikte çok ilgimi çeken dört taneyi not ediyorum, nasipse giderim diye..ve daha bir şeyler işte..oturup bunları yazmak istiyorum, biliyorum ki şu mum ışığında usul usul bir sohbet bu..hayatın sıradanlığına tanık olmak paydasında buluşmalar diyorum buna..bu çok güzel değil mi..mağra samimiyeti belki..ilkel ve canlı ve candan ve samimi ve gerçek..insanca pek insanca..

ha bir de gitmeden şunu size diş kirası babında buraya bırakayım..zira dinledim pek sevdim..


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

reset- dört..

reset- üç..

geçmişe mektuplar-2.mektup