geçmişe mektuplar-2.mektup


sevgili otuz yaşım,

ardında bıraktığın günlere senin bulunduğun noktadan bakınca bu kadar yorgun olmanı inan ki şimdi daha iyi anlıyorum..iki binli yıllara yapılan nedense coşkulu geçişi -ki o gece istiklal caddesinin kalabalığında hissettiğin boğulma duygusunu da anımsıyarak- hiç anlamamıştın..bir umuttu yaşatan insanı ve elimize bulduğumuz her sazı alıyor doksanlardan çıkıp yürüdüğümüz zaman yolunun çok daha aydınlığa olacağına belki de gerçekten inanıyorduk ya da toplu bir hayal mi demeli..çok şey değişti tabi o günlerden bugüne ama biz seninle kendi kişisel tarihimizde yürüyelim bırak dünya kendi başına dönsün.

işin değişti önce daha ilk yılında iki binin, sonra evlendin, adresin, soyadın, düşlerin, dertlerin, çevren..evlenmeli miydin gerçekten bu soru evlendikten ve hatta anne olduktan sonra epey dolaştı içinde..sana göre olanı sana göre olmayanı senin kim olduğunu...sorulardan yorulmuştun, yaşadıklarından da..sayfa değişti temiz ve yeni bir sayfa açıldı..alt sayfanın mürekkep izleri kendini hissettirse de yeni şeyler yazmaya başladın..ve gerçekten de yazdın..çünkü hayatın meydan okuduğu her alanda neyse gücün hepsini yine cömertce ortaya koymakta sorun yoktu..hayat buydu böyleydi..zaten güçlüydün güçlü olmayı öğrenerek büyüdün...yıllar sonra bambaşka bir konuşmanın içinde öyle bir soru gelecek ki karşına o zaman daha iyi anlayacaksın..neyse bu sonranın konusu..

evlilik ve hemen ardından annelik..isteyerek belki de istediğini zannederek..doğum öncesi izinde ekip arkadaşlarına yazdığın mail mektubu hatırla.."korkuyorum içimdeki bu küçücük candan, canımı yakmasından canını yakma olasılığımdan"  çok canın yandı..o canın da canını yaktın..anne olmanın yanmak demek olduğunu ilk defa o mailde mi hissettin acaba..tünel, koridor..çıkış hep uzakta..bebeğine diye başladığın defter sonra nasıl kendine yazdığın ve karanlığınla boğuştuğun alana döndü sen de anlamadın..yasını tutamadığın bir ölüm vardı ama kim veya ne öldü bunu düşünecek vaktin yoktu..iş,eş,çocuk,ev,akrabalar,görevler, işler,işler,işler...içine işleyen dumanı dağıtacak o pencereyi el yordamı hep aradın..arkadaşlar, eğitimler, kitaplar, sohbetler, geziler, kavgalar, yeniden denemeler, istifalar, flörtler, eğlenceler, hobiler, her şeyi boşvermeler..zordu be güzelim valla şimdi gözümün önünden geçip giden o yılları şöyle bir izlerken bile çarpı iki ile geçesim var..

ve başardın..hepsini başardın tebrik ediyorum..maliyetini sonra anlayacaksın ama başarılı oldun duy istediğin kadar gurur..gemiyi fırtanadan batırmadan çıkardın, en azından daha sakin hava koşullarına ulaştırdın aldığın darbelere rağmen..ve ikinci annelik.. tam bir "terkler silsilesinin" başlangıcı.. anneliğinin en kaymaklı kadayıf hali onunla geldi..iki çocuğun tarafından yetiştirildin canım benim ve onlar çok iyi öğretmen oldular..varlıklarına bin şükür.. ev kokusu demek bebek/çocuk kokusuydu daha çok o zamanlar.. temiz/kirli, masum/sert  karışık bir şey..

işin ilginç yanı hayatın madde dünyasında doldukça mana dünyasında boşluk daha açıkca belli ediyordu kendini..anlamsızlık bu kadar anlamlı olan şeylerin arasında niye hayalet gibi dolanır..bir şeyler eksikti ama neydi..işte bununla uğraşmaya senli yılların sonunda başlayacaksın..bir laf vardır ya dün erkendi yarın geç.. bir şimdi lazım olacak olanın olması için..

yoruldun, dinlen şimdi..


defterler dolu çekmece..notlar, fotoğraflar hani dijital olmayanlar albümlerce..dijital olanlar hard disklerde..elim varmıyor dostlar..bugün canım arkadaşıma da söyledim dönüp okuyamıyorum bakamıyorum..yüzleşmek zor geliyor belki bilmiyorum..hafızamdan tutunarak ilerliyorum..duygusal izlerimi takip ediyorum..kendime bir şey söylemem gerekiyormuş da asıl söylemem gerekeni bunca laf kalabalığında ağzımdan kaçırıverecekmişim gibi tetikte bekliyorum..bilmiyorum..


dinleneyim, yine yazarım :)




Yorumlar

  1. Türlü yemeği gibi olmuş. Her kaşıkta başka bir tat geliyor ama hepsi aynı tencereden asıl malzemeyi hala buzluğun dibinde tuttuğunu görüyorum

    Wesselam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. buzlukta bir şeyler vardır var mı emin değilim ama dediğiniz olasılık yüksek..en son onun buzu çözülecek muhtemelen :) göreceğiz..bu arada türlü severim hatta türlü türlü severim :)

      Sil
    2. Dostum kumcocuk, kuma yazayim da iz kalmasin diyorsun ama bak yavas yavas kendini ele veriyorsun :)

      Sil
    3. Yanlis anlasilma olmasin yukaridaki adsiz yorum benden degil ama yazariyla hemfikirim.

      Sil
    4. :)) kuma yazıp silmek, yazarken üzerine kum atmak, biraz açıp biraz örtmek bir söyleyip biraz susmak..bakalım nereye varacak bu hal ve gidişat :)
      yazılan bütün yorumları o kadar seviyorum ki kendim belki de yorumları okumak için yazıyorum, bir de bu var bak :)

      Sil
  2. Keşke mektup arkadaşım olsa bu kadın diyorum seni okuduğum bazı anlarda.
    Bir sorum olacak sadece: başardın yazmışsın ya.. Ne zaman anladın başardığını? Çünkü çok benzer yollardan geçiyorum ama ben başaramıyorum henüz ve sanki hiç başaramayacakmışım gibi geliyor....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. mektup arkadaşı sayılırız baksana açıktan hem de :)
      "başardın" karnesi kimseden gelmiyor sevgili C. hatta en zor kendimden gelmesiydi ama sanırım şöyle oldu..hani tıpta bir kural var ya öncelikle zarar verme..baktım sonuçlara ( yani tabi ki bugünlük) zarar vermişsem de kasten değil şimdilik hasar bırakıcı bir zarar da meydanda değil..elimden geleni yapmışım fazlası zaten bende de yok..gerektiği kadar yapmışım yapacağımı..e daha ne olsun :) bence başardım..bunu duymaya hakkımız var..başarı tabi çok elastik bir kavram ama inan ki başkası olsa daha iyi olmayacaktı senin yerinde..senin yerini bir tek sen biliyorsun tüm detaylarıyla..dolayısıyla bunu takdir etme hakkı senin..

      Sil
    2. Belki biraz zaman gerekiyor şu an ben görmüyorum ki durum nedir, yapım aşamasındalar……

      Sil
  3. Çok güzeldi yazınız. Bazı şeyler yaşarken çok zordur yıllar geçince kendine anlatmak bile daha zor. Hülya

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim Hülya, o kadar doğru tespit ki anlatırken bile zorlandığımız şeyler yaşıyorsak içinden geçişimizi kutlamak lazım..sessizce kendi içimizden bile olsa :)

      Sil
  4. Ben de sizi tebrik ediyorum. Kendimden benzer serzenişler yakalıyorum. Artık kafam daha rahat. Çünkü artık hem umrumda hem değil. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kafa rahatlığı mühim kaptanım :) teşekkür ediyorum..

      Sil
    2. Davete İcabet 1/2

      GÖNDEREN: Bugünün TaKendiminTaKendisi
      ALICI: Geçmişteki Kendim
      ELİYLE: Hüseyin Amca'nın Bakkalı
      KÖY: Onuncuköy
      İLÇE: Anılar
      İL: Geçmiş Zaman

      Sevgili çocukluğum

      Uzun zamandır sana mektup yazmak istiyordum. Bak bu mektup da tıpkı o zamanlar babaanneme yazdığımız gibi oldu. Köy bakkalına gelecek, senin eline geçene kadar belki birkaç el değiştirecek. Umarım bakkal hüseyin amca -Söyleyin o haylaza, mektubu var diye haber gönderince koşarak gelirsin. O boyunla tezgaha zar zor yetişirdin ya hani, yerdeki Bifa bisküvi kutularının yanından. O halini şimdi hatırlıyor muyum yoksa hayal mi ediyorum bilmiyorum. Ama aklımda hep öyle kalmışsın. O bisküviler hele... Arasına bir de lokum koyduk mu öfffff. İşte o ânı öyle bir özledim ki. Doya doya ye çocukluğum, sonra o tadı bir daha asla bulamayacaksın. Sana bir şey diyeyim mi? Şimdi iki bisküvi arasına lokumu koyup paketleyip satıyorlar. Ara sıra alıyorum, tadı aynı değil hiç. Ama senin hatırın var işte, o yılların hatırı... Senin hatırın çocukluğum.

      Biliyor musun, şimdilerde bazen oğluma mektuplar yazıyorum. Bir kenarda biriktiriyorum. Ama kendi çocukluğuma yazma fikri hep vardı içimde. Nedense hep erteledim. Ta ki Geçmişe Mektuplar diye bir blog serisi duyana kadar. O vesileyle oturdum, kalemi elime aldım. Bana bu cesareti verenlere de selam olsun buralardan.

      Ahhh çocukluğum hani dedim ya o bisküvili arası lokumun tadını bir daha alamayacaksın, bolca ye diye. Biliyorum, ağaca çıkmayı da seversin. Oturup dalından meyve koparmayı, hatta ağaçta uyuduğun bile var, biliyorum. Sakın yapmaktan vazgeçme bunları. İleride seni kariyer basamaklarına sürecekler, sen de çıkacaksın elbet. Ama o basamaklarda ne bir dut dalı bulacaksın tutunacak, ne de bir ağaç gölgesi soluklanacak. Hep tırmanacaksın, hep bir üst basamak... Oysa ağaçta öyle mi? Çıktığın dalda kalıp gökyüzünü izlemek de var, rüzgar gelince sallanmak da. O yüzden şimdi hangi ağaca çıkıyorsan çık hangi daldan meyve koparıyorsan kopar. Çünkü büyüdüğünde insanlar sana hep Neredesin? diye soracak, hiçbiri Hangi ağaçtasın? demeyecek. Sen o ağaçtaki çocuğu hep içinde tut, olur mu

      Bugünden sana bakıyorum da sakın büyüyünce yaparım deme. Hani o komanın (bizim oralarda tümsek, küçük uçuruma denir koma) ucuna salıncak kuracaktın da az daha büyüyeyim demiştin ya asla erteleme büyüyünce yapamıyorsun çünkü. Şimdi, tam şu an elindeki o plastik topunu, o misketleri, o gazoz kapaklarını hayatının en değerli hazinesiymiş gibi sev. Öyleymiş de meğer, ama bunu sana o zaman kimse söylemedi. Ben söylüyorum şimdi.

      Sil
    3. Davete İcabet 2/2

      Nae Çok top peşinde koşardın sabahtan akşama kadar. Bilirim bizim köyde düz arazi bulmak zordur, filandozlüğün diye adlandırılan bir yer vardı. Köyün tüm çocukları orada olurdu. Zaten çok da büyük olmayan bir düzlük etrafı devasa ağaçlarla çevrili. Kışın kar yağsa bile o ağaçlar karı tutar çok kar yığılmazdı. Bu yüzden kışın daha bir dolu olurdu orası. Koş çocukluğum, koş. Dizlerin kanasın, aldırma. Şimdi kanayan o dizlerin acısı beş dakikada geçiyor. Büyüyünce kanamayan yerlerin olacak, onların acısı geçmiyor, onu benden duy.

      Üç tekerlekli bisikletini aldırmak için ne ağlamıştık ama :) Sonra kırıldığında da bir o kadar ağlamıştık. Ağla çocukluğum. İstediğin olmayınca, oyuncağın kırılınca, arkadaşın küstü diye ağla. Hıçkıra hıçkıra ağla. Çünkü büyüdüğünde öyle ağlayamıyorsun. İçine akıtıyorsun yaşları, onlar da bir yerde birikiyor, taş oluyor

      Kayıkhanelerin oraya gitmeyi hem çok seviyorsun hem de korkuyorsun, değil mi? O motor sesi neden seni korkutuyor, bunu bugün bile anlamlandıramıyorum. Ama olsun abim benimle uğraşmak istedikçe -Sen küçükken kayıkların motor sesinden bile korkardın diyor:) Koca adam oldu aklında bu kalmış. Kıyıdan taş biriktirirdik, en güzellerini, en parlaklarını. Doldur ceplerini çocukluğum. Büyüyünce ceplerine başka şeyler doluyor makbuzlar, kartvizitler ve para. Hiçbiri o taşların yerini tutmuyor

      Evin avlusunun ucunda bir armut ağacı var. Gerçi elma da olabilir tam hatırlayamadım. Dibinde çeşme olan canın sıkılınca oraya oturup gökyüzüne, denize bakıyorsun. Şimdi onlar o kadar lüks gibi geliyor ki bana şaşarsın. Sıkıl çocukluğum. Duvara bak, tavana bak bulutları izle. Canın sıkılsın. Büyüdüğünde can sıkıntısı diye bir şey kalmıyor. Her boşluk hemen bir şeyle doluyor. O boşlukların içinde ne güzel hayaller büyüttüğünü çok sonra anlayacaksın

      Ve senden bir şey isteyeceğim. Babaannemin yüzüne iyi bak, hafızana öyle kazı ki hiç çıkmasın aklından. Ben şimdi unuttum yüzünü babaannemin. Unutuyor insan çocukluğum, yüzleri de unutuyor. Bu yüzden hiç acele etme büyümek için. Bakkalın önünde oturup gelen geçeni izlediğin o ikindiler, babaannemin sofraya çağırmasını beklediğin o akşamüstleri. Hepsi ama hepsi, hayatının en zengin saatleriymiş. Bunu sana şimdi söylüyorum çünkü o saatler geçince bir daha geri gelmiyor. Başka güzel şeyler geliyor elbet, ama o hiçbir şey yapmamanın tadı başka hiçbir şeyde yok

      Anneme çok selam söyle çocukluğum. Ona hiç doyamadım. İnsan annesine nasıl doyar ki? Babam evde mi gurbette mi, bilmiyorum şimdi. Ona da selam söyle. Koca çınara, kahramanıma. İkisinin de ellerinden öp. Annemin ayaklarını da öp. Cennet gerçekten annelerin ayaklarının altında. Buna adım gibi eminim.

      Şimdi git yine oyna. Ter içinde kal, çeşmeden avuç avuç su iç. O suyun soğukluğu o terin tuzu o yorgunluğun tatlılığı. Hepsi senin hakkın. Kullan bu hakkı. Bunları da aklının bir köşesine yaz. Ama çok da takma. :)

      Bu mektup sana ulaşır mı bilmiyorum.

      Ama sen bana hiç gitmedin.

      Toprak kokan yanağından öpüyorum.

      Sonsuz hasretle,

      Büyümüş halin
      (1/7/26)

      Sil
    4. sevgili Misafir,
      böyle sesleneyim adsız olmasın :) çoook güzel bir yolculuk oldu mektupla beraber, buna ortak ettiğiniz için teşekkür ederim..
      iyi ki sevgili Neslihan davet etti siz de icabet ettiniz..lütfen devam edin, beklerim..
      sevgiler..

      Sil
    5. sevgili Bugünün TaKendiminTaKendisi,
      ne güzel bir yolculuğa çıkardınız, selam yolladınız. iyi ki davete icabet ettiniz, teşekkür ederiz. :) kaleminizden dökülenler umarız misafir yorumlarıyla sınırlı kalmıyor, kendi biricik okuyucusuna ulaşıyordur. belki sizin de bir mecraya kavuşma ya da varsa yeniden orayı hatırlama vaktinizdir, kimbilir..ahalimizin kapısı herkese açık, bekleriz.
      sayfa sahibi Kum Çocuk'a da ayrı bir teşekkür. :) nihayetinde onun yazdıkları sayesinde buluştuk. hepinize sevgiler ve devam..

      Sil
  5. Kendi tarihine dönüp baktıkça anlıyor insan adeta kan ter ve biraz kahkaha biraz mutluluk bolca düş bolca hayal kırıklığı ve tümüyle gelen illa ki yaslar .. kırık dökük anlar silsilesi mozaik gibi parçalar ama bütünü görebiliyorum bu yazar arkadaşımın kelimelerinde bolca yaşanmışlığın bilgeliği ve sözcüklerinin önünden ardından satır aralarından sızan her duygu ve hal bana benden bir şeyleri çağrıştırıyor benim de içimde çözülmeyi bekleyen.. iyi ki yazıyorsun kuma suya kalbe düşüyor her birş kocaman sevgiler🤍

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "insan insanın yankısıdır" demiş Kemal Sayar..
      birbirimizin kelimelerinden, hikâyelerinden, hatta anlatamadıklarından aynı yerde susup kalışlarından yankı bulduğumuz bence de doğrudur..ve bu yüzdendir muhtemelen aynı ateşin etrafında toplanmayı hala sevmemiz..kalpten kalbe yol var gizli gizli diyen ozana da selam olsun..
      çok sevgi çok selam.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rutin dışı-3

reset- dört..

reset- üç..