Kayıtlar

Temmuz, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

sanırım..

bir iki gündür yine yapay z. saldırısında blogum..sürekli neyi tarıyor olabilir anlamadım ama kesinlikle o kadar ziyaret imkansız..hayırdır inşallah.. bugün okuduğum kitapta ( sırça fanus) karakterlerden biri bir zamanlar çıktığı çocuktan değil de ailesinden hoşlandığı, onların anne-babalığını sevdiği için o çocukla çıktığını söylediği bir bölümü okurken aklıma geldi, yıllar önce bir arkadaşım vardı çalıştığım kurumda erkek hemşire.. ailesi yurdun taaa öte ucunda en doğu karadenizde..istanbul büyük şehir uzun zamandır yalnız başına tutunmaya çalışıyor, görece başarıyor gibiydi..eğlenceli hoş dilbaz yakışıklı..lakin çocuk gibi kalbi vardı..neyse bu bi ara hemşire arkadaşlardan biriyle çıkmaya başladı..kız aralarında en az cazibeye sahip olan kız..bir gün konuşuyoruz çay saati..dedim nasıl oldu bu iş..dedi ki hani birlikte onların kiraz bahçesine geziye gitmiştik ya..ailesiyle ilişkisi o kadar hoşuma gitti, ailesinin misafirperverliğini o kadar sevdim ki onu başka gördüm..ordan dönerken ...

bugün..

odyssey filmini izlemeye sinemaya gittik melike ile..biz sevdik..bu neye göre derseniz kitabı da okumamış biri olarak görsel, hikaye, oldukça doğal görüntüler, abartıdan bence uzak anlatı, dozunda her duygu vb.. şimdi kitabı okumaya hazırım :)) ayrıca kızımla tatlı yaptık..aslında o yaptı ben arada göz ve el attım onun istediği miktarda...bence birinin tatlı yapması ve onu izlemek çok güzel..sonra da yemek ama henüz yemedik :) soğuyacak..her şey sıcak yenmez.. bu gece dolunay var..müzik dinliyorum çay içiyorum ve canım sıkılıyor...olsun sıkılsın bütün gün çok güzeldi çok şükür biraz sıkıntı olsa nolcak.. öyle işte

kısır-mısır..

ultra yağmurlu bir cumartesi..sevgili istanbulum yıkanmalara doyamadı..iyi de oldu..bugün güzel bişi oldu..bir şey tamamlandı bir yol bitti ve başka bir yol ayırımına getirdi son adım..bakalım şimdi hayat labirentinde hangi yoldan nereye doğru falan filan meseleleri... dün pazardan haşlamalık mısır aldım, hem ucuz hem güzel..bugün hemen taze taze pişireyim evlatlarım zevkten dört köşe olsunlar dedim..ama benim canım iki gündür fena halde kısır çekiyordu..şöyle bol ekşili :) dedim kendimi de sevindireyim ki yalnız sevinmediğim kesin..neyse pazardan bol yeşillik de almıştım...oh mis yağmurlu hava, çay, kısır, mısır..daha ne olsun.. edit: maşallah bereketli gün, komşu sabah balığa çıkmış, bol balık tutmuşlar, bize de ikram etti :) akşam yemeği de belli oldu.. güzel yaradanım işte şükrettikçe yağdırıyor. çok şükür bin şükür..

düşün-ü-yorum..

“Bir alternatif gelecekte, belki de simüle edilmemiş gerçek dünyada iyi bir yaşam sürme imkanı, az sayıdaki seçkinlere özel olacak. Gerçek bir ilişki, gerçek bir seyahat, gerçek bir acı sadece az sayıdaki seçkinin ücretini ödeyerek satın alabileceği, hadi şunu da söyleyeyim hatta cesaret edebileceği, irade testini kabul edebileceği bir yaşam dünyası olabilir. Bugün fakirlerin kendisinden kaçtığı acılı gerçek dünya , alternatif bir gelecekte seçkin zenginlerin satın alabildikleri ayrıcalıklı, bakir ve otantik bir hayat olarak eski prestijini geri kazanabilir. Pek az seçkin insan, gerçek dünyada yaşama masraflarını karşılayabildiği bu alternatif evren, size siberpunk bir distopya gibi görünebilir. Ben buna gerçekliğin bekaretinin korunması diyorum.”   Şevki Işıklı benim ilgimi çekti, merak ediyorsanız yazının devamı şurada   metnin içinde geçen şu soruyu da sormuş olayım;  " Bugüne kadarki yaşamınız bir makinenin içinde olsaydı makineden çıkmak ister miydiniz?" bütün...

geçmişe mektuplar-son mektup

Şimdilik tabii ki "son mektup" yani bu seri için..ve bu mektubun bir muhatabı yok..hangi zamana doğru onu da şimdi yazmaya başladığım şu an kestiremiyorum aslında..belki şimdiye ait ama geleceğin geçmişi olan şu an..neyse fazla dağılmadan devam edeyim inşallah ve umarım.. bu mektup olayı başlı başına üzerine uzun konuşulabilecek ya da yazılabilecek bir konu bence.. birine sanki karşındaymışsın gibi yazmak, ona ulaşana kadar sana özel olması, ona ulaştığında artık senden çok onun mu desek, durumu..yazıldıktan belki bir gün sonra artık eskimiş duygu ve düşüncelerin hamili olmak..eski yöntemi de hafızamdan silemiyorum tabi hani o postane yoluyla ulaşma süreci..çook uzun bir zaman sonra varması gideceği yere ve hatta belki varması..belki yolda kaybolması..hatta mektubu çalınanlar vardı, nedense bulunamayan mektuplar :)) işte o uzun yollardan ve zamandan sonra ne kadar taze kalır ki içeriği diyorsunuz..ve hep geçmişten geliyor mektuplar değil mi..geçilip gidilmiş andan.. geçenlerd...

geçmişe mektuplar-7.mektup

  Sevgili G. o son görüşdüğümüz akşamın başına gitmek, sana sorduğum o soruyu hiç sormamış olmak isterdim..sonrası yine aynı olur muydu bunu ömrümün sonuna kadar merak edeceğim ve hep bir parça suçluluk duygusu yüreğimin bir yerinde kalacak..belki ve muhtemelen yani tablonun geneline bakarsak aynı sonuca varacak ve sen o gece değilse bile başka bir gece o işi yapacaksın..çünkü o sınırda dolaşıyordun..yine de bu kadarını beklemiyordum.. ilk karşılaşmamız telefonda olmuştu..sen bana iş yerinin adresini vermekle kalmamış en salak insanın bile bulabileceği açıklıkla tarif etmiştin..tabi bundan otuz yıl evvelinde bilmediğin adresi tarifle bulmak diye bir şey vardı..iş görüşmesine geldim..görüşmeden çıktım yanına uğradım teşekkür ettim..nasıl geçti dedin anlaştık dedim çok sevindim dedin..sonra yine bir ton bilgiyi önüme serdin daha o dakika..benim senden etkilenmem doğaldı da sen ne zaman bana aşık oldun hiç anlamadım.. bunu bana itiraf ettiğinde o günün üzerinden iki sene geçmiş ve bir...

geçmişe mektuplar-6.mektup

Bu mektup Nezahat öğretmenime olacak..merak etme ya da endişelenme sevgili okur bütün eğitim hayatımdan geçen öğretmenlerime tek tek yazacak değilim yani konu burada kapanacak :) ha çok ilginç hocalarım çok farklı etkileri kalan öğretmenlerim olmadı değil..kimi komik kimi düşündürücü kimi maceralı çok anım var lakin ilkokul öğretmenlerimle sınırlı tutayım..yoksa lisede aşık olduğum tarih hocam mesela off,  ediz hun gibi ne yakışıklı ve karizmatik adamdı..çok da ciddiydi ve saygılı..galiba ben ciddiyet ve saygıdan çok etkileniyorum..neyse..körfez savaşının patlamak üzere olduğu ilk zamanlar sınıfta iran-ırak-körfez-amerika tartışmıştık onu hatırlıyorum..diğer yandan bir edebiyat hocam vardı yine lisede evlere şenlik..uçmuş :)) ortaokulda da din öğretmenim..kişilik gelişimimde önemli yeri vardır zira din/felsefe arası konuşmalar yapardı sınıfta..neyse hepsine selamet olsun yaşıyorlarsa, ölenlere de gani gani rahmet.. Nezahat öğretmenim, canım güzel, zarif, nazik, nazenin öğretmenim.....

uykum filmlere mi kaçtı..

Dün gece uykum kaçtı..sabah ezanı okunuyordu ve kafamda dönen film bitmemişti...o film bana ait..daha çok korku, gerilim arada nostaljik esintiler arada dram ve romantizm hatta biraz da komedi ama çoğunlukla gittikçe öfke dozu artan gerilimli bir film..oysa mis gibi uykum gelmiş diye yatıvermiştim :) feykmiş.. dünden bugüne izlediğim film sayısının benim bünyem için doz aşımı olması ihtimaline mi suçu atsam uykumun kaçması konusunda bilemedim lakin pek güzel filmler izledim..peş peşe film izlenir mi diye kimi kınadım da başıma bu geldi bilemiyorum ama bence iyi ki geldi.. liste şöyle efendim; - narın rengi (1969) - the banishment (2007) - elena (2011) - paramparça aşklar köpekler (2000) - apocrypha (2009) - iyi erkek yok (2026)

geçmişe mektuplar-5.mektup

  Canım öğretmenim Behçet Bey, bu size yanılmıyorsam ikinci mektubum.. hatırlarsanız ilkini henüz dördüncü sınıfın başındayken bizden ayrılıp başka bir okula tayin olduğunuz zaman yazmıştım..gideceğinizi bize her zaman olduğu gibi özenle ve açıkça anlatmış saygı duyulan büyük insanlarmışız gibi davranarak teselli yanında bilgi vermiş istersek mektup yazabileceğimizi söylemiş ve ev adresinizi o inci gibi yazınızla karatahtaya tebeşirle yazmıştınız..mektup yazma kurallarını da hafiften hatırlattığınızı nedense hatırlıyorum :) ne çok ağlamıştık sınıfça özellikle biz kızlar..buna biraz da kızarak yeni gelen öğretmeninize ayıp olur lütfen ağlamayın benim kızlarım deyip susturmaya çalıştığınızı da hatırlıyorum..sözünüzü dinlemek o kadar önemliydi ki susmuştuk.. ilk okul ve ilk öğretmen her çocuk için çok önemli çok özel..ben bunun yanında şanslı olan guruptanım çünkü çok da iyi bir öğretmenle eğitim hayatına başladığımı yıllar boyunca defalarca kanıtladı yaşananlar..okula gitmeye hazır h...

geçmişe mektuplar-4.mektup

Kalbimin kızıl saçlı bacısı, ah benim canım anneannem, bugün ölüm yıldönümün..sen gideli yirmi bir sene olmuş..ve ben hala o günün, o haberin o vedanın acısını içimde hissediyorum..işin ilginç yanı sen aklıma geldiğinde hep o dimdik hallerin, genç kız yaşlarımda odamda benimle sohbet ederek hayatım hakkında haberler toplama çalışmaların, kızdığın ve güldüğün ve bunlarının hepsinin aynı anda sana çok yakıştığı anlar bir de tabi ki başına, bir tutam kalmış saçlarına yaktığın kınanın kokusu geliyor..kınalı saçlım, daha küçük çocuk hallerimde bile var o kına kokusu..ellerime yaktığın geceler, sabah uyanır uyanmaz telaşla yıkayıp ne kadar koyu tuttuğuna baktığım zamanlar :)  hep yorgundun, hep koşturuyordun çünkü çalışan kızların ve gelinin torunları bakman için sana bırakıyordu ve biz hep çok kalabalık ve haylazdık..maalesef en büyük torun olunca da daimi sağ kolun ben..onu getir, bunu götür, şuna bak, bunu kolla..haklıydın be kızıl saçlım..yine de dirençliydin..biliyor musun biz kuzen...

geçmişe mektuplar-3.mektup

Nerde dünkü yağmur, fırtına, şimşek nerde bugünkü güzelim güneşli hava.. geçer demeyi öğrenmek için çok şeyin üzerimizden geçmesi ve dahi zamanın geçişini defalarca idrak etmek gerekiyor belki.. geldik kırklı yaşlara..tabi öyle hop diye değil, kolay olmadı canım :) sevgili kırk yaşım, nedense sana yaklaştıkça genelde insanlarda gözlemledim panik  -ki eyvah yaşlanıyorumun en bariz ortaya çıktığı demler,nede olsa eni konu dört köşe kallavi bir rakamsın, işte o panik havası pek olmadı..o daha sonra olacak :) ama şu var ciddi ciddi noluyor ya diye durdum..sana doğru yürüdüğüm otuzların ortaları zaten bir şeylerin değişmeye başladığı zamanlardı..terkler silsilesi dediğim de o vakitler , pek çok şeyi terk etmeye başlayarak oldu.. iş hayatını terk etmek , iş arkadaşının işle ilgili olduğunu adı üstünde iş bitince en kuvvetli arkadaşlığın bile yavaş yavaş eridiğini görmek demekti. zaman en ama en değerli varlığımdı ve ben bunu sadece kendi seçtiğim kıymetlilerime verebilirdim..herkesten he...

geçmişe mektuplar-2.mektup

sevgili otuz yaşım, ardında bıraktığın günlere senin bulunduğun noktadan bakınca bu kadar yorgun olmanı inan ki şimdi daha iyi anlıyorum..iki binli yıllara yapılan nedense coşkulu geçişi -ki o gece istiklal caddesinin kalabalığında hissettiğin boğulma duygusunu da anımsıyarak- hiç anlamamıştın..bir umuttu yaşatan insanı ve elimize bulduğumuz her sazı alıyor doksanlardan çıkıp yürüdüğümüz zaman yolunun çok daha aydınlığa olacağına belki de gerçekten inanıyorduk ya da toplu bir hayal mi demeli..çok şey değişti tabi o günlerden bugüne ama biz seninle kendi kişisel tarihimizde yürüyelim bırak dünya kendi başına dönsün. işin değişti önce daha ilk yılında iki binin, sonra evlendin, adresin, soyadın, düşlerin, dertlerin, çevren..evlenmeli miydin gerçekten bu soru evlendikten ve hatta anne olduktan sonra epey dolaştı içinde..sana göre olanı sana göre olmayanı senin kim olduğunu...sorulardan yorulmuştun, yaşadıklarından da..sayfa değişti temiz ve yeni bir sayfa açıldı..alt sayfanın mürekkep izl...