geçmişe mektuplar-5.mektup
Canım öğretmenim Behçet Bey,
bu size yanılmıyorsam ikinci mektubum.. hatırlarsanız ilkini henüz dördüncü sınıfın başındayken bizden ayrılıp başka bir okula tayin olduğunuz zaman yazmıştım..gideceğinizi bize her zaman olduğu gibi özenle ve açıkça anlatmış saygı duyulan büyük insanlarmışız gibi davranarak teselli yanında bilgi vermiş istersek mektup yazabileceğimizi söylemiş ve ev adresinizi o inci gibi yazınızla karatahtaya tebeşirle yazmıştınız..mektup yazma kurallarını da hafiften hatırlattığınızı nedense hatırlıyorum :) ne çok ağlamıştık sınıfça özellikle biz kızlar..buna biraz da kızarak yeni gelen öğretmeninize ayıp olur lütfen ağlamayın benim kızlarım deyip susturmaya çalıştığınızı da hatırlıyorum..sözünüzü dinlemek o kadar önemliydi ki susmuştuk..
ilk okul ve ilk öğretmen her çocuk için çok önemli çok özel..ben bunun yanında şanslı olan guruptanım çünkü çok da iyi bir öğretmenle eğitim hayatına başladığımı yıllar boyunca defalarca kanıtladı yaşananlar..okula gitmeye hazır hatta bence biraz geç bile kalmış bir çocuktum ben..çok hazırdım kaleme kağıda..yine de ilk günler çekinmedim diyemem sizden..çok ciddi çok ilgili çok her şeyi gören bir öğretmendiniz. disiplin ve kurallar..dönem gereği sertliğin normal görüldüğü bir ortamda sert ama şiddetten kaçınan ama bir bakışıyla da çivi gibi oturtan haliniz hala gözlerimin önünde..seksen darbesi sonrası dönemin ilk okul çocukları olarak pek de aklımın ermediği ama bir şekilde hissettiğim garip bir ortam vardı..sizin diğer öğretmen yada idareciler tarafından pek hazzedilen kişi olmadığınızı, ayrıksı tavırları belki bize dahi yansıyan kırık cümlelerin arasından sızan iten davranışları bugün bile hatırlıyorum.. ama şunu da çok iyi hatırlıyorum okulun en pırıl pırıl sınıfı en çalışkan öğrencileri en araştırmacı( o günün imkanlarına göre biraz daha fazla kitap ve bahçede doğa gözlemi mesela) öğretmeni..o kadar saygı ve sevgi bir arada duyuyor ve fark edilmiş hissediyordum ki..gözbebeğiniz iki öğrenciden biri olmama şansım bence yoktu :) ki Halide de canım arkadaşımdı ( tatlı bir rekabetle birlikte :) ama işte yarıda kalan bir rüya olarak kaldı..ilk okulun beş sene olduğu o yıllarda birden gittiniz dördüncü sınıfın ilk günleri..
size mektup yazdım..aslında ulaşacağını ve cevap geleceğini dahi düşünmeden ama çok heyecanlanarak yazdım..nasıl bir mektuptu hatırlamıyorum ama gelen cevabın nasıl hissettirdiğini çok iyi hatırlıyorum..maalesef bulamadım o mektubu, saklıyordum oysa kıymetlim olduğu için..inci gibi bir yazıyla zarfın üstünde adımı okur okumaz nasıl gönendim nasıl bilemezsiniz..bilirsiniz belki de..sonra o beyaz sayfaya mürekkeple yazılmış güzel mektubunuzu okurken muhtemelen ağlamışımdır ve yanaklarım da kızarmıştır..hiç unutmadım.. mektubu da sizli günleri de sizi de..
sonrası kayıp, neden inanın bilmiyorum.. neden o mektuplar ve bağ sürmedi hiç hatırlamıyorum..
hatırladıklarım bana ömrüm boyunca yol azığı olarak yetti, en azından bunu biliyorum..iyi ki hayatımdan kuyruklu yıldız gibi geçtiniz..
Tam şimdiki zamanlara geliyoruz derken, hedef saptırıp yine geçmişe döndünüz. İyi ki döndünüz. Küçücük bir anı belki de ama çok değerli bir mücevher gibi. Küçüklüğü değerini azaltmıyor. Değer ve emek verip, o küçük kızın mektubunu cevaplaması bana öyle geliyor ki, sizin bugünkü siz olmanızdaki en önemli yapı taşlarından birisi olmuş. Böyle bir anınız olduğu için bence çok şanslısınız. Görülmek, anlaşılmak, sevilmek.. İnsan bu yaşında bile karşısındakinden bunları istemez mi?
YanıtlaSilacaba nerededir, bulunamaz mı? <3
YanıtlaSilbenim de eda öğretmenim vardı. bizde her sene değişirdi öğretmen ilkokulda bile.. ama yine de çok bağlanmıştık eda öğretmenimize.... ilkokul öğretmeni erkek olan hiç duymamıştım, burada ilkokul öğretmenliği erkeklere verilmiyor nedense 21.yy almanyası.. neyse... ilginç.