orası neresi..


Burada yani İstanbul'da doğdum, büyüdüm, yaşadım.. çeşitli gezi, tatil vb. sebeplerle pek çok yere gitmiş olsam da başka bir şehirde yaşama bilgim, görgüm, kültürüm, deneyimim yok..bir önceki yazıda sevgili Leylak Dalı yorum bırakmıştı, ona cevap yazarken bir an düşündüm bu konuyu..mesela kışı daha farklı deneyimlemedim, ne Erzurum, Sivas gibi kar ve soğuğun üst derecelerini biliyorum ne de Antalya, Mersin gibi daha ılıman geçen ve kış denemeyecek derecelerini..Zira İç Anadolunun ne yazını ne kışını ne bozkırını bilmiyorum, canım Karadenizin burada yağmur dediğimize rahmet okutacak bitmeyen yağışlarını, ani değişen gök hallerini, sisini, bulutunu.. bunlardan az çok haberdar olmak, bir kaç gün orada bulunmak değil mesele...yaşamak bilgisi..
ülkemi, şehrimden ibaret sanan ahmaklardan olmamaya gayret etsem de gerçekten cahilim..
diğer yandan "burası İstanbul" diye bir cümle vardır, en azından bir kez karşılaşmış olma ihtimaliniz yüksek çünkü yolu bu şehre bir şekilde düşen insan eminim çoktur..gezi için bile gelseniz biri çıkar konuşmanın bir yerinde "ee burası istanbul" diyiverir..mesela Ankara'da var mı böyle bir kalıp bilmiyorum yahut İzmir'de..yada başka bir şehrimizde..belki vardır bilemiyorum..
"burası İstanbul"  üzerine biraz ahkam kesmek istediğimi ve konun biraz da şu yazıdan estiğini belirtmek isterim. bu kalıp sadece şehre bir şekilde yolu düşenlere söylenmiyor, farklı bağlam ve şekillerde herkesin benim gibi buralıların da  kucağına bırakılıyor..bakalım bu kavramın içinde neler varmış;
bence birincisi büyüklüğüne dair hatırlatma ve anlayamadığımız gücüne biat tazelenmesi var biraz..süprizli şehirdir, kaosu bitmez, şefkatli de olabilir hiddetli de..şehrin kendine ait bir ruhu olduğunu unutmamak lazım..
ikincisi incineceksin ve bu herkese oluyor tesellisi..çünkü burası pazar yeri burası kötülüğün hem de aklından geçmeyecek tarzda kötülüğün de arenası..
üçüncüsü yollar tükenmez ama sen tükenebilirsin, yolumda yürüyorum sanırken başka bir yere çıkabilirsin..akıllı ol, kurnaz ol, sabırlı ol, ne olursan ol ama ol..
biraz da kibir var tabi çünkü burada bu cümleyi kuracak makamda mekan tutabilmiş yani başarmış dalgasından kıyısına çıkmayı, boğulmamış..
biraz korku var senin için korkuyorum senin cesaretin ile ilgili değil bu ama korkmayı cebinden bırakma, temkinli ol..biraz gözdağı verme var, alırım façanı aşağıya..
biraz kendini bil, yerini bil görgünü halini tavrını ayarla uyarısı var..
biraz merak etme her çeşitin olduğu yerde sana da yer var umudu var.. ötesi yok, buradan gayrı yolun devamı yok, zinhar sınırdasın, bilesin var..bilgiçlik var, umursamazlık var, kaybolmanın zevki var, zevklerin bitmez çeşitliği var, tutunamamak var, tuttun mu koparmak var, dün neydim bugün ne oldum var.. 
rotanı oluşturacaksın ya sen şimdi bak neredesin tekrar bak var..
ben bozuldum sen de bozulacaksın burada süt griden başlar beyazı görene rastlanmadı var..
kimler geldi kimler geçti bak en çok bu var.. :)) 
elimi bırakma var..
çok büyük zatlar, büyük olaylar, büyük imkanlar, büyük hayaller, büyük sevgiler, büyük acılar, büyük ölümler var..
kendi istanbulunu kur/yarat/bul var.. zira içinde milyon tane istanbul var..bu şehir hep gebedir sabah doğurur gece gömer var..
maceraya hoşgeldin var..
şanslısın hadi bakalım var..
istanbul seni almaz sen onu alacaksın, bir kadının gönlüne/koynuna girer gibi gireceksin buradaki hayatın içine ve bunu sen yapacaksın, fetih bitmedi bitmez her gün bir fetih yapacaksın kutlamaya fırsat belki olur belki olmaz var..
ne varsa burada var, var :)))
aslında kendi yarasından bahsetmek isterken istanbulu bahane etmek var..bu şehrin ardına saklanan çok insan, çok hikaye var..
işte böyle, burası istanbul anlat bitmez, gez bitmez :) 
büyük şehir, derin şehir başka boyutları da olan bambaşka bir şehir..ve ben bu şehri seviyorum..


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

reset- dört..

reset- üç..

geçmişe mektuplar-2.mektup