Kayıtlar

ordan burdan şurdan..

-Bugün ruhum için ufak bir rota oluşturdum..Eyüp semtini ve dahi Eyüp Sultan hazretlerini ziyaret etmeyi çok severim..epey bir mazisi ve hikâyesi var bunun..evden üsküdar, oradan haliç motor hattıyla denizden mis gibi istanbul kokulu ve tabi çaylı yolculuk sonrası kavuştum başlangıç noktama..hazreti ziyaret ve avluda bir müddet durmak, etrafı gözlemlemek, fotoğraf çekmek, dua etmek, çocukların gözlerinden enerji ikmali yapmak gibi güzel bir takım şeyler yaptım..sonra ver elini artfeshane..büyüüük bir sergi, adı üstünde zaten "kolektifin belleği" epey bir eser görmek mümkün..tamamını gezemedim vaktim azaldığı için çünkü asıl hedeflediğim başka bir sergiye gitmem gerekiyor diye yarıda ayrıldım oradan..kesin devam edeceğim..zaten yıl sonuna kadar sergi devam ediyor. ( şimdi böyle deyince yıl sonuna ne kaldı şurada gibi bir his geçmedi desem yalan..dördüncü ayı bitirmek üzereyiz o ayrı bir de hiç bir şey planlandığı kadar uzun zaman ve uzaklıkta değil..bitiş ensemizde nefes alıyo...

sana uğradım..

Cam açık..dışardan serin havayla birlikte caddenin ve mahallenin kısık uğultusu geliyor.. neden kısık.. belki bana öyle geliyor, yanımda cep telefonundan çıkan müzik sesi muhtemeldir ki diğer sesleri bastırıyor..gönül yazar söylüyor efenim "gitmesin gözlerinden pırıl pırıl arzular"  falınıza bu şarkı çıktı :) ne güzel bahtınıza güzel sözleri ve iyi dilekleri olan şarkı çıktı.. pırıl pırıl arzular bulun kendinize ömürlük olsun :) olur mu bilmem.. çayım evet evet yanımda.. akşamın pardon gecenin bu vakti (saat an itibarıyla 22.33) içmeden durmak ne mümkün efendim..içiyorsak sebebi var.. yorgunuz mesela..kafam yorgun, aklım yorgun, bedenim yorgun, kalbim yorgun en çok da o yorgun..ah kalbim neler çektin sen benden yahu.. çalışıyoruz mesela..okuyoruz mesela..düşünüyoruz mesela..bütün bunlar bir miktar sıvı istiyor..su da olur ama kesmiyor efendim kesmiyor.. çay kesiyor mu, ah evet bir miktar hararet gideriyor..alışkanlık efendim eski yoldaş..ara ara yoldaşlık edip ayrıldığım diğe...

bir nisan, 1 nisan..

  Mart hep mi uzun gelir, geçip gitmesi sanki gün sayısından uzun süren, kara bir tren gibi, düz ovada gözden kaybolana kadar baktığımız, ufuk çizgisinde o son noktanın da kaybolduğuna nedense emin olamadığımız...zaten nam-ı diğer dert ayı olması, kazmaya küreğe göz dikmesi, kapılardan pencerelerden baktırması, hesabı /kitabı, defter-i kebiri kalın bir ay olması bundan mı..  "bahtından güldürsün" derler ya sadece insanları değil eşyaların, mekanların ve vakitlerin de bahtına düşen bir keder/ kader var demek ki.. ve belki de tüm bunlardan dolayı hemen ardından gelen nisan ayının ilk günü şaka gibi geliyor :) " hadi canım gerçekten çıktık mı o tünelden " bakışı ve şaşkınlığı :) 1 nisan derken bile kafiyesi ' bir insan' diyesim, akabinde ve detayında abuk sabuk şeyler gülesim gelmesi bundan mı...sen nerden bileceksin tabi ki bunların cevabını ben kendime soruyorum..  mart ayı ile kişisel bir derdim yok aslında, güzel günlerimin bazıları bu aya iliştirilmiş duru...

reset- beş.. ve son ve başlangıç ve ...

Sevgili okur, sonların vaktindeyiz..zaman yine kendi içinde döngüsünü kıvrım kıvrım kıvrılarak tamamlamak üzere.. bu seneki ramazan ayı son günlerinde, kış mevsimi son günlerinde, reset serimiz son günlerinde.. ve kim bilir başka ne tür son günler yaşanmakta yeryüzünün bir yerlerinde..ama işte şu güzelliğe bakın ki biri bayrama biri bahara açılan kapı oluyor bu sonlanmalar...:) ne güzel her şey böyle bitse..hüsnü hatime, nasip olsun.. reset serisi herkese farklı bir alandan deneyimler getirdi izlediğim kadarıyla, kimi çok belirgin ve somut kimi daha sessiz ve içsel bir yerden yaşadı...yani aslında hepimizi bir şekilde bir yerden bir yere değişik hallerden geçirerek devretti akış..kendi adıma her iki boyutunu da yaşadım yaşıyorum açıkca..ufak minik minicik resetlemeler yaptım..bazı şeyler bitti bazı yollar değişti..bir de büyük bir adım (ileri değil geri bu sefer) attım tam bir reset olarak..süreçler devam ediyor nereye evrilir göreceğiz. bazı geri adımlar ileri gitmek için elzem.. bira...

reset- dört..

Sevgili okur, üç-üç gününü kaçırmak istemedim ancak son dakikalarında oturabildim klavyenin başına, muhtemelen dört-üç tarihi ile bitiş yapacak yazı..geçitten geçeceğiz ve zaman değişecek :) geleceğe doğru yol alıyoruz tam şu anda seninle birlikte ama farkında değiliz..neyse zevzeklik etmeyi bir kenara bırakırsak ki sanmıyorum bırakamayacağım, leblebi tozum ve çayımla masa başına geldim, ağzımdaki tozu etrafa tozutmadan kızımın sorusuna cevap verdim ( tarif edemem ama yaptım inan :)) müziğimi açtım ve başladım sana yazmaya gecenin sonuna doğru adım adım yürürken.. malumundur ki bugün dolunay ve ay tutulması..akan bulutlar ve sisli gök izin verdiği kadar arada gördüm ay yüzünü semanın incisinin..ah şimdi yaz olsaydı, şöyle açık bir yaz gecesi tadını çıkara çıkara izleseydim haşmetli gök sahnesini..onun da vakti gelir elbet, bak ay değişti, mevsim değişim tomurcuklarını çatlatıyor gözümüzün önünde her köşe başında..hayır dışarda olanlardan bahsetmeyeceğiz, burası unutma çadırı ya da sade...

reset- üç..

Sondan başlayalım..dün akşam nihayet hamnet filmini izlemeye sevgili arkadaşım melike ile ckm'ye gittik..21.30 seansı olması ve belki indirimli gün olması bilmiyorum asıl nedenini ama salon neredeyse tamamen doluydu..film güzeldi evet ama sirat (2025) izledikten sonra ilk sıraya yükselemedi..( sırat çooook ilginç bir deneyim ve daha sarsıcı )   hamnet (aslında diğer bahsettiğim de öyle) bence sinemada izlenmesi gereken bir film çünkü tabiat da başrolde..kitabını çok etkilenerek okuduğum film yeterince geçmedi ve bunun sebebini tam olarak bulamıyorum..evet ağladım evet yas ve kayıp acıtıyor evet oyunculuklar bence iyiydi ama sanki kitabın odaklandığı noktada değildi kamera..bilemiyorum..yine de keyifli bir akşam yaşadık bu vesileyle :) gelelim bir önceki yazıdaki yorumlarda sevgili Neslihan'ın yazısına işaret ederek ona paralel bir şey paylaşmak istiyorum dediğim konuya.. bu pazartesi yaşadığım beni çok şaşırtan yoran üzen kötücül duygulara gark eden velhasıl mübarek ayda nere...

reset- iki..

Sevgili okur, Şu an hangi coğrafi noktadasın ve orada hava nasıl (rahmetli edip akbayram ve unutulmaz sözü ile reha muhtar aynı anda aklıma geldi hadi bakalım şenlik başlıyor :) bilmiyorum ama istanbulum kaç gündür sağlı sollu vuruyor.  bir soğuk yapıyor bir sıcak, bir ah bahar geldi coşkusu bir hadi bakalım ayazı yeniden yiyoruz hüznü..bir yandan iten bir yandan çeken kararsız sevgili gibi bu ilişkiyi elek haline getirdi yani..cemre düştü dedik maviş göklere nefesimizi ohhh diye salıverdik lakin ı-ıh bu gece yine soğudu yarın balkanlar diyorlar..tamam olur anlıyorum bi yerde geçiş dönemi falan ama valla hal kalmadı..:)) sevgili ramazan ayı geldi bu vesileyle günlük rutinler akışlar da değişti haliyle..ister istemez biraz daha içe dönük bir hal sarıyor beni..bundan da hoşnutum aslında..diğer yandan günden güne artan bir enerji var ki tutmayın beni koşayım diyor..yani açıkcası bekliyorum hem güzel havaları hem de bayramı..sonrası koşarak gideceğim yerler beni bekler..bu sakin hali y...