Kayıtlar

ıhlamur..

Geçenlerde sabah çok erken saatlerde camı açtığımda  içeriye doğru sel gibi aktı kokusu.. koskoca mahalle baygın baygın ıhlamur kokuyordu..yine bir kaç gün önce sanırım sahilde yürüyüş yaparken fark ettim ki ıhlamur ağaçları gümrah  yemyeşil dalları ve  çiçekleri ile çağıl çağıl akıyorlar denize doğru..yine o bir anda çarpan koku.. ve az önce gecenin karanlığına son bir göz atmak için pencereden başımı uzattığımda yine beni benden alan koku..sanki az önce burdan geçmiş sevgilinin havada kalan o kokusu gibi.. insanın içi bir anda hafifliyor..haziranın en güzel yanı ıhlamur kokusu olabilir..yazın başında kışın soğuk geceleri içtiğimiz o "iyi gelir şifadır" türünden çayından dolayı bildiğimiz halini değil çok daha sürprizli, oyunlu, iç gıcıklayan adeta genç bir kız cilvesindeki tazeliği ile cıvıldaşan başka bir hal üzere ve evet yaza çok yakışıyor..sarı sıcaklardan önce ılık ıhlamur kokulu haziran..bayılmadan az evvelki o tatlı şuur kayması hali :) bana bu yazıyı yazdıran iş...

deli dumrul..

Hikayesini biliyorsunuz. .köprü kurup başında bekler geçenden 33 geçmeyenden döverek 40 akçe para ister.. dedem korkut boş laf etmez biliriz elbet de anlaması hayat boyu sürer..bildiğimiz pek çok şey gibi..hani okuduğumuzu anladık mı soruları vardı ya türkçe kitaplarında ilk okul sıralarında , hatırlarsınız..işte o minvalde okudum bildim dediğini anladın mı diye soruyor hayat her seferinde, yanlışlarını görüp yeniden cevap vermen için de habire aynı soruları soruyor..evet bir sonrakinde yine hatalı ya da eksik olsa da cevabın biraz daha iyi yenilmeye gebe cevaplar üretiyoruz en azından..yani demem o ki deli dumrul misali bir olaylar silsilesi seni o köprüden geçmeye zorluyor olabilir..zira beni zorluyor..geçmeyeceğim şurada daha rahat yol var yahu desem de yok illa geçecen zaten geçmesende dayağı yiyecen hiç kaçışı yok diyor olabilir..o köprünün kendisi değil ama bu haller silsilesi sıratın ta kendisi oluyor olabilir..köprüler, sıratlar, deli dumrullar, haller ahvaller arasında şu ağac...

yaşar mı..

Bugün, gözlerimin önünde, hastanenin önünde büyümüş olan, dalları olmuş yahut olmakta olan diri meyvelerle dolu dut ağacını budadılar..yerlerde yeşil yaprakları ve dutlarıyla dolu dalları uzandı can verdi..insan olsa ölürdü kederinden, dut ağacı yaşar mı sence?

ol-anlar..

Bir çok işinin olması içine esen rüzgara engel olamıyor.. O rüzgar seni alıyor elinden tutup marmaraya götürüyor..bin diyor trene..otur şu boş yere..bak diyor yanına oturan yaşlı nur yüzlü amca elindeki telefondan kuran okuyor..bakıyorum hangi sure, merak ederim o an bana tesadüf eden nedir diye..tur suresini okuyor sonra necm..tebessüm ediyorum..anlamlı karşılaşmalar.. amca o kadar huzur yayıyor ki omzuna başımı koyayım bu tren epeeey uzun bir yol alsın ben karşımdaki pencereden güzelim coğrafyamın türlü çeşit manzaralarını izleyeyim sadece..bir çocukluk hayali işte, trenle bütün anadoluyu ama köyünden kasabasına dip köşe dolaşmak..her yere giden bir tren :)  amca ayrılık çeşmede iniyor.. çeşmelerden bir çeşme..ben üsküdarda alıyorum soluğu..beni o paklar..asıyorum boynuma fotoğraf makinesini ayaklarım nereye canı isterse beni götürsün diyorum..bunu çok seviyorum yani kulağımda müzik elimde makina tek başıma sokaklarda kaybolmayı düşünmeden ölçüp biçmeden oraya buraya girip çıkmay...

gördüklerim..

Dün akşam sahilde yürüyüş yaparken yine bir çok şeyi gördüm. Bir tanesi şöyle.  Ben etrafı seyrederek yürürken bisiklet yolunun kenarında bir adam ve yanında bir kadın ağlamakta olan mavi gömlekli bir çocuğu teskin ediyorlardı. Biraz yavaşlayarak ve izleyerek yanlarına yaklaştım ne olduğunu anlamak için, o ara arkada duran ve üzerinde aynı mavi gömlekten olan yaklaşık aynı yaşlarda diğer çocuğu gördüm. Biraz uzaktan ve nedense çekingen ama meraklı bakışlarla izliyordu diğer çocuğu. Belki biraz da suçlu mu..Bilemedim.. İki erkek çocuğunda aynı mavi gömleği giyiyor olması muhtemelen yakın yaşlarda olması bir de saç kesimlerinin aynılığı bana kardeş yahut kuzen olduklarını düşündürdü. Kendi erkek kardeşlerimden biliyorum ki araları iki yaştır, çocukluğumuzda özellikle bayramlarda aynı tarz giydirilirdi, aynı renk ve model :) bundan hoşlanıyorlar mıydı hatırlamıyorum ama evin tek kızı olmanın şımarıklığını yaşadığım ender zamanlardı bayramlar.. Neyse.. Büyüklerden biraz uzaklaşıp ilerd...

bayram iki..

bayram yorgunluğu diye bir şey var, biliyorsunuzdur belki..kendiliğinden gelip oturan bütün bayram boyunca hemen ense kökünüzde sizinle dolaşan ve nedense her şey gibi vakti dolduğunda giden garip bir tür yorgunluk..yok öyle çok iş yapıyor olmanızla, misafir ağırlamanızla ya da misafir olmanızla ilgili değil sanırım, çünkü her türlüsünden bayram yaşadık bu yaşa kadar.. ve her türlüsünde vardı bu dediğim şey..  bugün kendimi dünden daha yorgun hissediyorum sevgili okur..günün akışı gereği kahvaltı sonrası bana kalan bir miktar zaman olmasına ve o zamanı en sevdiğim şekilde yani yatağıma uzanmış kitabıma dalmış arada çayımı yudumlamış halde geçirmeme rağmen.. sonrası zaten ver elini büyük teyzeden, ortanca görümceye oradan büyük yenge ve kuzenleri ziyarete bol insanlı, konuşmalı, yemeli içmeli geçti.. yani aslında hiç bir şey yapmadım ve üstelik gayet güzel geçmiş buluşmalardı hiç gerginlik falan olmadı...sanırım beni aynı günde bir iki insandan fazlasını görmek bile yoruyor :) ...

bayram bir..

İnsan elinde olmayan durumların sonucuyla uğraşan bir canlı..gerçi şöyle bir düşününce elinde ne var ne kadar var gerçekten şüpheli bence.. elbette vardır hemen kaderciliğe gömülmüyorum canım merak etme cüzzi de olsa var bir hata payımız :)) o kadarı kadı kızında bile oluyorsa biz ki kadısız köyün...neyseeee.. bayram birinci günü az önce ömrünü tamamlayıp başka aleme göç etti..nasıl geçti senin bilmiyorum ama benim günümde havadislere gelince;  beylerin bayram namazı, sonrasında yapılan kahvaltı ve üstüne türk kahvesi, hadi kurban işini halledin diye görev başına gönderme, kızımla kek yapma, bol telefon görüşmesi, annemler gidiş ki kardeşlerim dahil hep beraber orada toplanma, annemin hazırladığı poğaçayı tam fırına verecekken fırının arızalanması, sigortayı attırması, sigortanın düzeltilmesi ama fırının el mevta olması, annemin telaşı, onlara yakın oturan küçük kardeşimi organize edip iki tepsi poğaçanın acil onlara götürülmesi, orada pişirilmesi, koştur gelinip bu durum üzerine b...