reset- beş.. ve son ve başlangıç ve ...


Sevgili okur,
sonların vaktindeyiz..zaman yine kendi içinde döngüsünü kıvrım kıvrım kıvrılarak tamamlamak üzere.. bu seneki ramazan ayı son günlerinde, kış mevsimi son günlerinde, reset serimiz son günlerinde.. ve kim bilir başka ne tür son günler yaşanmakta yeryüzünün bir yerlerinde..ama işte şu güzelliğe bakın ki biri bayrama biri bahara açılan kapı oluyor bu sonlanmalar...:) ne güzel her şey böyle bitse..hüsnü hatime, nasip olsun..

reset serisi herkese farklı bir alandan deneyimler getirdi izlediğim kadarıyla, kimi çok belirgin ve somut kimi daha sessiz ve içsel bir yerden yaşadı...yani aslında hepimizi bir şekilde bir yerden bir yere değişik hallerden geçirerek devretti akış..kendi adıma her iki boyutunu da yaşadım yaşıyorum açıkca..ufak minik minicik resetlemeler yaptım..bazı şeyler bitti bazı yollar değişti..bir de büyük bir adım (ileri değil geri bu sefer) attım tam bir reset olarak..süreçler devam ediyor nereye evrilir göreceğiz. bazı geri adımlar ileri gitmek için elzem.. biraz sessiz kaldım biliyorum aslında başlangıçtaki enerjim daha çok yazmaya itecek gibiydi lakin işte kervan yolda kayboldu..sonra kaybolmadığını anladı yolunu yürüyor..yol yoruyor ama yüründükçe yol açılıyor..evet hala yazamıyorum görüyorsun..şşşşt  tohumlar toprak altında sessizdir diye büyümüyor sanma :) 

bir önceki yazıda ve tabi ki diğerlerinde de ne güzel yanımda oldunuz sevgili blogdaşlarım..yorumlarınızı okumanın bana ne kadar iyi geldiğini bilseniz günde üç sefer yorum yaparsınız :))) bu kadar yakın hissetmek uzakları, sadece benim yanılgım olmasa gerek diye düşünüyorum.. öyleyse bile ne güzel, aldım kalbime sakladım.. 
en son gelen bir yorum vardı onu konumuzla bağından ve hikaye tadından dolayı buraya taşımak istiyorum, nede olsa artık benim sayılır :))
....
"Yazmayı seviyorsun ve büyükçe bir kırtasiyeye giriyorsun, defter almaya. İçerisi o tanıdık kokuyla seni adeta sarhoş ediyor taze kağıt, hafif kalem ve boya kokusu, rafların eski ahşabının nefesi nefesine değiyor. Rafların arasında dolaşıyorsun tüm defterler sana resmen -hadi beni seç der gibi fısıldıyor
Birden arkandan bir ses duyuyorsun
-Yardımcı olmamı ister misiniz
Arkanı dönüyorsun. Defter reyon sorumlusu orta yaşlarda bir kadın gözleri hafif şiş, saçları küt kesilmiş. Yakasındaki isimlikte Elif yazıyor. Bir hafta önce annesini kaybetmiş. Gözleri hala nemli gülümsemesi kırılgan ama yine de işine sarılmış.
Duraksıyorsun. Sonra içinden taşan samimiyetle cümleler dökülmeye başlıyor
-Kısa hikayelerimi yazacağım, anılarımı biriktireceğim, bazen de küçücük şiirler dökeceğim bir defter arıyorum. İçine kelimelerimi yerleştirirken sanki hayatıma yeniden başlıyormuşum gibi hissedeceğim hayatı bir an olsun resetler gibi. Temiz dokunulmamış beyaz sayfalar almak istiyorum
Sözlerin heyecanla dökülürken Elif’in gözleri bir an parlıyor. Belki senin umudun, belki de yeniden başlama kelimesi ona annesini hatırlatıyor annesi de eskiden böyle defterlere bir şeyler karalardı. Sessizce başını sallıyor, raflara yürüyor ve özenle beş defter seçip masaya koyuyor
Her birine dokunuyorsun. Parmaklarını kapaklarında gezdiriyorsun, boş sayfalarını açıp kokularını içine çekiyorsun.
Elif bir adım geride durmuş, seni izliyor. Göz göze geldiğinizde hafifçe gülümsüyor o gülümsemede hem yorgunluk hem de minik bir umut var.
Sonra içinden yükselen o ses özgür iradenle, hiçbir baskı olmadan, kalbinin en sessiz yerinden parmağını uzatıyorsun.
-Bu olsun diyorsun.
İşte o bu olsun dediğin saniye, reset başlamış oluyor zaten. İlk cümle yazılmasa bile niyet konulmuş, irade gösterilmiş. Geçmişi taşımak zorunda değilsin sadece neyi bırakıp neyi yanına alacağını seçiyorsun
Sen kapıdan çıkarken Elif de raflara dönüyor, kendine bir defter seçiyor. Onun da reseti başlıyor."
...

temiz dokunulmamış beyaz sayfalara geçmişi taşımak zorunda değiliz, bizimle geleni taşıyor olmayız o zaten geliyordur ama taşımak yük olması bambaşka konu.. eli kolu yüreği dolu olan eline kalemi defteri alıp yeni bir şeyler yazabilir mi?  
yenilenmek için biraz boşluk biraz ayrılık biraz yıkım gerekiyor sanki..biz yapmasak bile hayat iki sille ile bunu anında yapabiliyor..bir animasyon vardı aklıma ismi değil ama o sahne geldi; bir kadın sanırım tren istasyonunda gelecek olan treni bekliyor ama elinde bavulu ve devamında bütün hayatı objeler halinde üstünde sırtında çevresinde ağır bir şeyleri sürükleyerek yürüyor gibi oraya geliyordu..ve trene bütün  bunlarla binmeye çalışıyor...anlatamadım ama anladıysanız yazarsınız :)
trene böyle binilemeyeceği aşikar..
bana verilen ömür sürem azalıyor yükümü hafifletmem gerek gitmeden önce yazabileceğim cümleleri defterime eklemek istiyorum.."bu olsun" dediğim an hayatımın zaten bir irade sonucu başka bir yöne kırıldığını biliyorum.. 
velhasıl yorumu yapan sevgili dost benden güzel ifade etmiş..
her an, bir yenilik yenidenlik ihtimali içinde yüzdüğümüz deniz misali bu mümkünler alemi..
bu sabah dilimde şu cümle ile uyandım " tezahür şansı bulamamış ihtimal "  nerden geldi bilmiyorum ama hoşuma gitti..
böyle şeyler içimde dalgalanıyor böyle bir denizde yüzüyorum cancağzım.. merkür retrosu bitmedi dilim dönmüyor anlatamıyorum ama senin irfanına güveniyorum :)

her şey biter..bu yazı da burada bitsin..başka bir iklimde başka bir hal ile buluşmak niyetiyle..
varlığımızın kadrini kıymetini yaşadığımız , güzel günler diliyorum sevgili okur.

Yorumlar

  1. Sizinle bir seriyi paylaşmak çok güzeldi. Ben gerçek anlamda resetler yaşadım, kimi kocaman, kimi küçücük ama Reset yazıları beni gerçekten resetle sınadı. Nitekim yarın da düşen diş dolgumu resetleyeceğim :) Umarım seri biter, reset de biter.
    Bana verilen ömür sürem azalıyor demişsiniz yazının bir yerinde, aynı şeyi sık sık düşünüyorum ve yaşım sizden fazla elbette ama içimdeki çocuk sevdiği hiçbir şeyi terk etmek istemiyor. Gönlüm bir yandan evdeki günlükleri benden sonraya bırakmak istemese de bir yandan kıyamıyor ve yine yaz diyor. Böyle bir çelişki. Yazmak kadar sağaltan çok az şey var benim için. Yazalım en iyisi, bizden sonraya kalanları da başkaları düşünsün :))
    Çok sevgiler bahar kokusu yayan Antalya'dan...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bahar kokulu Antalya'ya kış havasına bürünen İstanbul'dan hasret dolu sevgiler :) biraz bahar biraz güneş biraz mavi lütfeennn :))

      Sil
  2. Siz de bu defa az yazanlar filikasındaydınız. Yanlış yaptınız mirim! Yanlış filika diye seslenmek istedim. Sesim çıkmadı. Azı da aynı tadı verdi ama, itiraf edeyim. Yazdıklarınızı okumak hep çok keyifli. Yeni yazılarda kavuşmak dileğiyle... Mis kokulu defterler gibi kucaklayan bir bayram olsun :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bazı hatalar hayat için aslında doğrudur belki de..
      bu sefer nasip böyle oldu.
      var olun :)

      Sil
  3. "..yenilenmek için biraz boşluk biraz ayrılık biraz yıkım gerekiyor sanki" Ben bunu alıp koydum bu yazıdan. Yazdıklarınızda da yazmadıklarınızda da çok şey diyorsunuz, hepsi duyuluyor hissediliyor emin olun. Bu Merkür retro biraz böyleydi, hani böyle içeri içeri, bilincin dışından dışından konuşur sayıklar gibi. Yavaş yavaş gerçek dünyaya dönüyoruz, irili ufaklı resetlemeleri haline yoluna koyuyoruz. Çünkü bahar vaktidir, bahar iyi gelir. İyi bayramlar sevgili Kum Çocuk. Tekrar kavuşuncaya dek çok sevgiler. Sözcükleriniz kıymetli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili kaptanım :) o kıymet görenin gönlünde, çok sevgiler..

      Sil
  4. "Bana verilen ömür sürem azalıyor" cümlenizde içim hop etti, sonra düşündüm, her geçen günle her birimizin ömür süresi azalıyor aslında. Böyle bakınca, tam da dediğiniz gibi, "varlığımızın kadrini kıymetini" bilmek, öyle yaşamak gerek. Azla çoğu paylaştık. Ben de çok yazamadım bu seride. Ama kalpler birdi. Yeni serilerde buluşmak, kavuşmak dileğiyle, çok selam ve sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili Leylan kesinlikle kalpler birdi ve azı çoğu yok hani beraber kurulan sofralar vardır ya onun gibi birlikte nasiplenmek güzel, orada olmak kıymetli.. ve her birinizi okurken kendi içimde birikenlere bakıyorum da "oh çok şükür ne lezzetli buluşma" diyorum...evet ben de umuyorum ki tekrar kavuşmak dileğiyle çok sevgiler :)

      Sil
  5. Bu yazınla insanı keşkelerden uzaklaştırıp güzel ihtimallerin doğmasına tohum attırıyorsun..Kendimize yeni senaryolar yeni yolculuklar yazıp tezahür etme gücünü arttırmalı o vakit! Hatta biraz o alanı açtıkça dile gelen daha hangi yeni yeni cümleler kendi yol haritamızı nasıl çizdirir neler keşfedilir cümlelerin denizinde..Reset serisinde bende okuyanlar tarafındaydım çokça. Elim zihnim dolandı durdu bu defa belki Merkür belki kayık şahkül neyse ama okumak ve kurduğumuz geçmiş bağlarla yorumlarda kavuşmak bana çok iyi geldi. Kendimize ait odalarımızdan bir maceraya yelkenler forayı okudum ben kendim adıma. Anlatamadım demişsin ama öyle güzel anlatıyorsun ki ! ara ara bu paylaşım pencerelerimizden yazarak kavuşalım nice nice buluşalım buralarda..Sevgilerimle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sanatçı ruhlu blogdaşım ne yazılarına ne sanatsal üretimlerine uzun aralıklar verme nolur bak gidip gelip bakıyorum payıma düşeni almak için..
      ve buluşalım inşallah :) çok sevgiler

      Sil
  6. Sevil Şentürk27 Mart 2026 10:14

    Resetlemek...
    Toprağa tohum atarken önce anızları temizlemek gerekiyormuş; buna da kırk küsür yaşımda öğrendim. Ve bu öğretinin, bereketli tohumlarını yüreğimize serpen kaleminizde 'resetlemek' ifadesi ile dile gelmesi ne güzel tevafuk.
    Siz hep yazın:)...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. canım Sevil, ziyaretinle ne çok sevindirdin :)
      öğrendiğini senden aldık tam şu anda, cebimize koyduk..la demeden illa denmediği gibi...
      söz vücud bulacaksa ya bir kalemden ya bir dilden zuhur ediyor, hepimiz vesileyiz.. çok teşekkür ederim ve inşallah diyorum yazabilirim :)

      Sil

Yorum Gönder