bu mektup size..


hiç tanımadığım sevgili hanımefendi, 

bu, yerini bulmayacak mektuplardan olacak belki, lakin yazılmayı çok istedi..nerden mi biliyorum..anlatayım..

sevdiğim bir yazardan seneler evvel duymuştum bir film izlediğinde yahut bir öykü okuduğunda bir kaç gün üzerine ne film izler ne okur ne başka bir benzer faaliyetle gömmezmiş..oraya öylece aklının ve kalbinin toprağına atılmış tohum misali bırakır günlük hayatın akışında beklermiş.. ne neşvünema bulacak diye de arada kendini yoklarmış..ve tohumdan filizlenen neyse ya da filizlenmişse desek daha doğru, ona bakıp asıl kendinde kalanın ne olduğu, o eserin kendisine ne yaptığı hakkında düşünmeye, yorumlamaya başlarmış..aklımda kalmış..demek ki benim toprağımda bir yer bulmuş, belki farkında olmadan bunu yapıyorum bazı zamanlar..

kızım, o gün arkadaşlarıyla birlikte nasıl bir gün geçirdiklerini anlatırken sizden bahsettiğinde sadece dinlemiş, gerekli tepkileri vermiş ama aklımın bir kenarına da iliştirmiştim..neden bilmiyorum yazmak istedim ama bıraktım..lakin yazma isteği beni bırakmadı :)

sizinle karşılaştıkları kafeye çok yorgun ama kıkır kıkır kız üçlüsü olarak girdiklerinde tek dertleri hangi tatlıyı yiyeceklerini seçmek olan bu dünyayı hafifleten ekip, vitrindeki seçenekler hakkında konuşurken tam o anda oradaymışsınız.. "ben de hangisini seçeceğimi bilemiyorum kızlar bana yardımcı olun" diyerek başlattığınız sohbetin birlikte seçilmiş beş çeşit tatlı ve kahve olarak yan yana masalarda devam ettiğini biliyorum..tabi ki herkes hepsinden paylaşıp tatmış..ordan burdan liseden, hayattan vs. konuşmalar hep çok keyifliymiş, hiç yabancılık hissettirmeden tam hizalarında..sizin çocuğunuz yokmuş hayır, evliymişsiniz evet ve kedileriniz varmış...tatlıların hesabını garsona siz ödemişsiniz..çok mahcup olup bir sürü teşekkür etmiş bizimkiler..şaşırmışlar çünkü..onlara sadece kendi kahvelerini ödemek kalmış :) sonra da gitmişsiniz..ardınızda onlara böyle bir anı bırakarak..

büyük büyük hareketlere söylemlere gerek olmayabilir çoğunlukla, iyi bir şeyler yapmak, zarif olmak, ufacık hareketlerle olağan akışın içinde hayatın içine ufacık güzellikler bırakmak bu kadar basitti evet..zor olan kısmı yapmak.. sadece düşünmemek özenmemek..siz bana bunu yeniden hatırlattınız..çünkü ben kolayca güzel şeyleri unutabiliyorum..ve yüksek sesle konuşan dünya sadece kötülükten, iğrençlikten, umutsuzluktan bahsediyor.

siz o gün bir grup liseli kızın sevincini arttırmadınız..bir anı bıraktınız, bir ikram güzelliği gösterdiniz, bir gösterişsiz nezaket öğrettiniz, hayatın cömertliğine, insanların iyiliğine hatırlatıcı mim koydunuz..siz beni de mutlu ettiniz..bütün bunların hiç biri gündeminiz ya da hareket noktası değildir muhtemelen, düşünüp yapılmaz böyle şeyler, yani meyvedir, tohum çoktan ekilmiş ağaçcık büyümüş artık meyvesi neyse dut mu elma mı onu sunmuştur..bu böyledir ve böyle iyidir..

size teşekkür ediyorum sevgili hanımefendi..böyle anları unutmak istemediğime karar verdim..böyle basit anları yazmak istediğime, fotoğraflamak istediğime...kısık seslilerin dünyasına ufacık izler bırakmak istediğime karar verdim..bunun için teşekkür ediyorum..ve siz hiç bunu bilmeyeceksiniz..ama eminim bütün mesajlar yerine ulaşır bunu defalarca tecrübe ettim, bu teşekkür de size ulaşacak..belki başka bir ağızdan :)

Yorumlar

  1. Mektubunuz asıl sahibine ulaşmasa da çok kişiyi düşündürecektir eminim.
    Keşke düşündürse, eğitse, yönlendirse. O hanımefendinin bu güzel davranışını çıkar beklentisi içinde yapmadığı belli. Zaten birer porsiyon tatlı ikramıyla ne çıkar sağlanabilir ki?
    Gençlere paylaşımın güzelliği, beraberliğin tadı, çözüm üretmenin çok zor olmadığını uygulamalı bir örnekle anlatmak istemiş olabilir.
    Mektubunuzu okurken çok keyif aldım.
    Kızınıza selam sevgilerimi iletin lütfen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili Makbule hanım,
      çok teşekkürler kıymetli yorumunuz için, kızıma ilettim selamlarınızı, ayrıca bizden de çok sevgi ve selamlar :)

      Sil
  2. Eskiden biz hepimiz böyle insanlardık.. Öğrenciye ödetilmezdi, mutlaka birileri çıkardı... Şimdi maddi manevi yıkıldık, güzellikler unutuldu, özel bir anı olarak bizleri şaşırtır oldu... Çok mutlu oldum hâlâ böyle insanların varolduğunu okuduğum için... Elçi oldun <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. elçi bundan mutlu oldu :)
      çok güzel hareketler bunlar yapmak kadar yaymak duyurmak da önemli..boğulmamak için en azından küçük minik delikler üzerimize abanan karanlığa..

      Sil
  3. Önce belirteyim ki "neşvünema bulmak"ı okuyunca içim ısındı, rahmetli bir büyüğüm söylerdi, bunca zaman sonra karşılaşmak çok güzeldi. :)
    Bu akşamüstü başka bir hanımefendi bütün sandalyeleri dolu sahil kahvesinde yer bulamamış çıkıyorken kızımla bana seslendi "ben kalkıyorum, gelin siz oturun, anne kız çok hoşuma gittiniz" dedi. Sanıyorum, sizin kızınızın anlattığı tatlı hanımefendinin kumaşındandı kendisi. <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) seviyorum eskiden bu yana gelmiş az çok bildiğim kelimeleri kullanmayı, sandıktan çıkarıp salona serer gibi :)) naftalinli ama kıymetli..
      aynı kumaş bence de, var böyle şeyler işte..o an şaşırıp sevinip kolayca unutuyoruz..kabalık o kadar gürültücü ki..

      Sil
  4. "Ah bazılarının vakti var durup ince şeyleri anlamaya" ve de ulaşmayacağını bile bile teşekkür mektubu yazmaya. Gülten Akın'a malum olmuş varlığınız efenim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. efenim sizden esinlenmiş olma ihtimalim yüksek bu mektup işinde, hoş mektup yazmayı da çok severim :) okumayı daha çok..
      ya sevgili gülten akın himmet etmiş incelik elçisi olmuş günün içine damlamış dilden dökülen satırlar.. incelikler biterse şiir neçe kalır değil mi..

      Sil
    2. Birbirimizden esinlenmek kadar güzel ne ola ki, malumunuz ben de sizden esinlenmiş idim geçen ayın şiirli yazılarında. Esinlenmeye devam, bâki selam :)))

      Sil
  5. Ah ne zarif bir hareket, ne düşünceli bir yazı. Tatsız şeyler duymaya öyle kodlanmışım ki hafif bir gerginlikle (eyvah ne diyecek, ne yapacak genç kızlara şimdi o hanımefendi diye) okumaya başlamıştım. Halbuki gerisi güllük gülistanlıkmış. :) Kısık seslilerin dünyasına ufacık izler bırakmaya devam lütfen...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ya evet dediğin gibi gül gibi kendi görünmese güzel kokusu mest ediyor bir rüzgar eşliğinde gelince ruhumuz ferahlıyor..devam devam inşallah sevgili kaptan :)

      Sil

Yorum Gönder