Kayıtlar

Susamın açamadığı

Seni düşündüm. Az önce yemyeşil diri yapraklı bir bağ pazıyı serin ve usul akan suyun altında yıkarken. Tek tek yaprakların üzerinde ellerim yavaşça hareket ederken aklım bambaşka kelimelerin peşinde hızla koşmaya başladı. Onca kelimeden izini sürebildiğimle buradayım, üzgünüm çoğu kaçtı gitti. Sıklıkla böyle oluyor. Nedendir bilmiyorum, bedenim rutin ama bildiği için rahatça yaptığı bir işle meşgulken, zihnimde öyle şeyler oluyor ki, o anda bunları kayıt altına alabilsem müthiş şeyler çıkacak meydana ve ilk ben hayret edeceğim. Ama olmuyor geriye çok az şey hatta onlarında muadili, belki zayıf bir hatırası kalıyor.  Seni düşündüm derken en son yazdığım mektuba verdiğin cevabı milyonuncu kere okudum ve sana konuştum. Sadece bir kaç kelimenin gölgesinde mahcup oturan ve sözünü sakınan seni getirdi gözümün önüne o mektubun. Neden saklanmaktan vazgeçmediğini neden cesareti yanındaki insana bıraktığını? Evet korkuyordun. Görülmek isteyen ama bir çift gözün ona baktığını fark ettiği an ...

Kusurun Değeri

Pazar günü. Geç kahvaltı masası. Herkes bir şeyler anlatıyor sırayla. Kızım yazı ödevinden bahsedince abisi bu ödevle ilgili çok bilinen o yapay zeka uygulamasından veya başka bir taneden yardım alabileceğini söylüyor. Babası 'yine de düzenlemen gerekir insan gibi değil henüz sonuçları, ama çok yakın bir zamanda insan mı yazdı ayırt edilemeyecek kadar iyi olacağından şüphem yok' diyor. Baba-oğul teknolojiyi seviyor takip ediyorlar. Ben zaten analog kalmakta bir sakınca görmüyor göçümü en başından beri çok yavaş yapıyorum.  Yani insan kadar doğal kusurlu yazabilecek mi? diye soruyorum. Kusur değerli olacak bence. Aynılığın ve kusursuzluğun girdabında hızla o kara deliğe doğru aksa bile bir gün kusurlu olanların farklılığı yani doğallığı dikkat çekecek eminim buna. Geçen gün vapurda göklere denize ve insanlara bakarken profilden iki genç kadına takıldı gözlerim. Biri yaptırdığı burnu ile evet estetik diğeri ise yaptırmadığı burnu ile doğal güzellikte. Bence tabi ki doğal olan kus...

bohça

Denize gözlerimi rahatça bırakmak için sahil kenarına serpiştirilmiş banklardan birine oturdum. Mavi ruhuma aktıkça günün bu henüz sessiz sakin ikindisinde kulağımdaki müziği daha rahat duymaya başladım sanki. Bir martı, bir karga, bir kedi.. Hepimizin bir işi vardı bu öyküde.. Öyle bazı zamanlar bir öykünün , kısacık bir öykünün satırlarına yerleştirilmiş canlı varlıklar gibi hissediyorum kendimi ve diğerlerini. Yanıma ilişen bir gölge fark edince irkilmedim desem yalan çünkü bir kuytuya doğru yürüyordu adımlarım içimde.. Orada sadece bana yer vardı, yalnız olmalıydım. Başımı çevirip baktım destursuz yanıma oturanın simasına.Başına gelenleri yüzünde çizgi çizgi taşıyan, bütün fotoğraf çekme meraklılarının bu çizgilerde saklı o anlamı çekmek isteyeceklerine adım gibi emin olduğum ihtiyar fütursuzca baktı çehreme. İstemsiz bir hareketle çıkardım kulaklığı efendim dedim sanki az önce seslendiğine emin gibi. Daha demedim bişi dedi. Gülümsedi..Bir tanıdıklık aradım aradım çıkmadı hafızamda...

kentsel dönüşen yaşlanıyor

 Kentsel dönüşüm için yıkılan evlerden biri onlarınki. Ellerinde avuçlarında biriktirdikleri ile satın aldıkları kendi hayallerince küçücük iki göz oda diye kurdukları bir yuvaydı. Senelerin şahitliği olan duvarları evet yaşlanmıştı tıpkı onlar gibi. İlk çocuklarının ölümü, ikinci sevinçleri üçüncünün hastalıkları ve yaslara sevinçlere ya da neşe ve şükre bandırılmış günler..Kalabalık akşam oturmaları şen kahkahalar çıtlamalı höpürdetmeli camdan taşan hayat..hayat akmıştı o evlerinin içinde. hayat büyümüş genişlemiş ağlamış gülmüş ve azalmıştı. Komşular değişmiş adres aynı kalmıştı. Hikaye kopmadan sürüyordu. Yine öyle olsun diye yıkılan ve dönüşen hayatlarının yakınında bir evde kiracı oldular. Yeni doğan yuvaya da şahit olmak göz kulak olmak hazır olmak niyetiyle belki. Dönüşüm zaman ister ama onların yaşlanmış günleri kolay dönüşemiyor.. Adres değişince odalar değişince eşyalar azalınca anahtarı bile saklanan eski evin rüyalardaki hayaleti daha bir sağlam durdu.. Alışmak kolay m...

Ihlamur

 Bu odanın rengi de 'ıhlamur' olsun dedi en neşeli sesiyle kadın. Bakın katalogda bu şekilde yazıyor. Tam bu renk istiyorum. Ah keşke kokusunu da duyabilsem buram buram. Peki hanımefendi. Hepsi bu kadar sanırım. Yarın başlar ustamız boya işine. Bu hafta sonu teslim ederiz anahtarı size. Çok teşekkürler. Taşınacağı dairenin büyüklüğü, çok odalı olması,ferahlığ, yeniliği değildi onu cezbeden. Bu eski tablo renginde sokağı bulduğu günü hatırladı. Kaybolma yürüyüşlerinden birinde yağmur yağıyordu ıslanmıştım biraz toprak kokusu mu çekmişti beni bu sokağa..hayır sığınmıştım biliyorum..yatağın altına anne rahmine geri girer gibi kendini yerleştiren kız çocuğuydu o gün..hangi yolu takip edeceğine o kız çocuğu karar vermişti..bir tutam sarı saçı takip etmişti kocaman ayaklarıyla. Ah be kadın..sakinleşti bu evin bulunduğu köşeye gelince. sarı kahve renklerin pastoral havası mı yoksa kulağında tam o anda duyduğu cümle mi açmıştı o gözlerine indirdiği koyu perdeyi..ne önemi var artık. Göz...

mandalina neşesi ve sayıklamalı yazı.

Resim
Kahvenin koyu tadında ikna eden şey ne? İkna ediyor evet.. mesela yaşamaya,mesela keyifli bir düşünceye, birini aramaya, susup karşıda salınan ağacın rengine dikkatle bakmaya..biraz daha baksan hayret edeceksin yada bıkıp geri döneceksin..kitaplar arasına bıraktığım kendimi alıp elime bulaşan mandalina neşesiyle yazmaya geldim. aslında imkanların buluştuğu tesadüf köşesinde yapılabilecek bir şeyi yapıyorum. kitapların üzerinden akıp gidiyor hayat. başka bir şey yapamıyorum çünkü. yaşıyorken yapabileceğim bir kaç şeyi yapmaya devam ediyorum covid ya da pandemi ya da karantina ya da işte böyle garip günlerde. artık dünya ile temas kurmak için pc ya da telefon gibi araçlara dokunmak ve gözlerin baktığı ekran kapısından paralel dünyaya geçmek zorundayız ya..hep beraber biraz ordayız biraz bu bildiğimiz basit alemde. basit temel anlamında.. birileri hala burdan ayağımızı kesemediği için kafayı patlatıp kahroluyor mudur diye düşündüm şu an. velhasıl herkese bir ekran kapısı ve dünyası lazım ...

öğrenci

 Evde biri üniversite birinci sınıf diğeri orta öğrenim 6.sınıf öğrencisi evlatlar olunca ve uzaktan eğitim sistemi ile bu kadar haşır neşir olunca oldu her şey. Yani olan şu. Yeniden öğrenci olmaya karar verdim. Kırklı yaşlar eğitim görmek için hatta çalışmak için bence yaşamak için çok güzel yaşlar. Birincisi yaşamışlık ile biriken tecrübeler ve olgunluk çok daha geniş ve derin bakış açısı sağlıyor. Zaman daha çok sizin yönetiminize uygun. En azından başka birilerinin sorumluluğu diğer yaşlara göre mümkün olan en az seviyede. Ebeveynleriniz ve çocuklarınız kısmen size ihtiyaç duyuyor. İlişkiler daha rahat ve samimi. En azından kendi hayatımda böyle. Zihinsel olarak ise performansınızın yine en yüksek olabildiği zamanlar. Çünkü artık bağlantı kurabileceğiniz pek çok bilgi ve karşılaşma var. Üstelik okumak yazmak gibi kopmadığınız bir dünya varsa çoğu şeye zaten en azından tanışsınız. Vakıf olduğunuz konu da oldukça artmış. Dolayısıyla neden olmasın dedim İstanbul Üniv. açık öğreti...