ordan burdan şurdan..
-Bugün ruhum için ufak bir rota oluşturdum..Eyüp semtini ve dahi Eyüp Sultan hazretlerini ziyaret etmeyi çok severim..epey bir mazisi ve hikâyesi var bunun..evden üsküdar, oradan haliç motor hattıyla denizden mis gibi istanbul kokulu ve tabi çaylı yolculuk sonrası kavuştum başlangıç noktama..hazreti ziyaret ve avluda bir müddet durmak, etrafı gözlemlemek, fotoğraf çekmek, dua etmek, çocukların gözlerinden enerji ikmali yapmak gibi güzel bir takım şeyler yaptım..sonra ver elini artfeshane..büyüüük bir sergi, adı üstünde zaten "kolektifin belleği" epey bir eser görmek mümkün..tamamını gezemedim vaktim azaldığı için çünkü asıl hedeflediğim başka bir sergiye gitmem gerekiyor diye yarıda ayrıldım oradan..kesin devam edeceğim..zaten yıl sonuna kadar sergi devam ediyor. ( şimdi böyle deyince yıl sonuna ne kaldı şurada gibi bir his geçmedi desem yalan..dördüncü ayı bitirmek üzereyiz o ayrı bir de hiç bir şey planlandığı kadar uzun zaman ve uzaklıkta değil..bitiş ensemizde nefes alıyor..at yarışı gibi bir şey var..yani ne bileyim işte aklına geleni çok da uzatmadan yapmak lazım..neyse ) fener e gitmek için normalde yürürdüm ki o rota misss..ama vakit yok atladım tramvaya hop fener..haliç sanat evleri 1 de gitmek istediğim sergi..oraya gittim ve iyi ki de gittim zira binanın kendisi ayrı görülmeye değer, eserler ayrı..sonra 2 ve3 nolu restorasyondan geçmiş diğer evlere/mekanlara da uğradım..az zamanda çok iş becerip üsküdar motoruna vakitlice atladım fener iskelesinden..eve varış ve finito...
-hayır finito değil..yoldayken instagramda bir fotoğraf paylaştım..makine ile değil cep telefonu ile çektiğim bir fotoğraf ama sevdiğim için paylaşıyorum..yani fotoğrafçı değilim meraklıyım seviyorum ve öğreniyorum makineyle çekmeyi..cep veya makine fark etmeksizin kendimce beğendiğim her şeyi paylaşıyorum.. eleştirel bir mesaj aldım..haklı olabilir ama mesele benim buna çok zayıf bir yerden yakalanmam..oysa ruhum ne güzel şifalandı maneviyat, sanat, yürüyüş..belki de artık instagramda o kadar paylaşım yapmam doğru değil diye düşündüm açıkcası..işin garibi ben iddia koymuyorum ortaya ama ringe davet alıyorum.. zaten katıldığım eğitimin fotoğraf projesi için çekmeye çalıştığım fotoğraflar var..yapabilirsem bilmiyorum..bu ara galiba pek kendimden emin değilim..
- kısa film çeken yönetmen bir arkadaşım var..izlememi istediği bir filmi yollamış onu izledim az önce..özetle bir ayrılık hikayesi..film belki biraz daha netleştirdi, şöyle düşünüyorum son zamanlarda.. bir ilişki biterken taraflardan biri bu bitiş sürecinde öyle falsolar yapıyor ki diğerindeki acıtan o kopuşun daha kolaylaşmasına sebep oluyor..yani bu sevgilinle, eşinle, arkadaşınla olabileceği gibi işinle de olabilir...sen diyorsun ki bitirelim ama insanca onurluca..ama diğeri tam da beklediğinin tersi bir seviyeye düşünce/düşürünce o süreçteki kendi payına düşen kısmı, bitiren kişi sen bile olsan, bitişten kaynaklı yaşadığın sarsıntı, yas, duygusal çöküş hallerin birden toparlanıp hayal kırıklığıyla birlikte tamda olması gereken olduğu için kolaylaştıran, hızlandıran bir el atmış oluyor..böylece belki daha iyi oluyor bunu da bilemiyorum..velhasıl ayrılık süreci yıllarca tanıdığını sandığın kişiyi ve kendini asıl tanıdığın süreç olabiliyor..üzücü olan kısmı ayrılık öncesi sürece dair eminliğin sarsılıyor ve yaşadığın her şey tuzla buz oluyor..o da başka yere gidiyor ya çok uzattım konuyu..
- bu ara çok yoğun şeyler yaşıyor hiç bir şey olmamış gibi davranıyorum..bunu kendime niye yapıyorum bilmiyorum..gidip ağlayacağım ( evet dostum ben çok duygusal kız çocuğuyum yetişkinlikden zıpladım kırk yıl geriye :(.......
- ama yine de gitmeden belirteyim burasının küçük merdiven altı saklanma alanı mahsen ya da çatı katı gibi olduğunu söylemiştim ya..buraya gelip tek başıma bunları yazmak bu sırada az ve öz bir takım sesleri de yanı başımda hissetmek iyi geliyor.. bir de sevgili vnf. nin "camla tül perde arası" tanımını çok sevdim..ki burada biraz da öyle hissediyorum..pencereden dışarıya bakıyor, içerden tül ile ayrılıyor ama yapayalnız bir duruşla duruyorum..çocukken olduğu gibi..
öyle işte..ağlamaya başlamışım bile...
Bir ayriligin anatomisi, cok karmasik bir konu ve yeterince incelenmiyor. Insan birinden ayrilirken tek tarafli bir plan yapiyor, kendini hazir saniyor, ama ne zamanki sozler agizdan cikiyor, diger tarafa da soz hakki dusuyor iste o zaman ortalik savas alanina donuyor. Karsindakii tepki vermese ayri uzuluyorsun, tepki verdiginde ayri bir uzuluyorsun, agizdan cikan her soz bicak gibi keskin oluyor ve hicbiri unutulmuyor, o noktada geri donusu olmayan bir yerdesin. Tabi eger arada gercek bir bag varsa ayrilik zor, aksi takdirde hicbir zorlugu yok. Sen neden duygusalsin dostum?
YanıtlaSilbir ayrılığın anatomisi, evet evet bu tam böyle incelenesi bir konu..dediklerine katılıyorum ve dahası var..katman katman konulardan..
Silbilmiyorum sanırım yoruldum ya da hormonlar ya da yıldızlar gezegenler ya da ...
ama şimdi daha iyiyim belki de sadece biraz başım dumanlanmıştı yağdı ve geçti...uyudum ve geçti :)) zaten geçer hep biliyorsun..
Bence "yıllardır tanıdığını sandığın insanı hiç tanımadığını fark ediyorsun" kısmı kilit nokta, çünkü bir insan diğer insanı ne kadar tanıyabilir ki? Sürekli bir değişim içindeyiz, ilişki yıllandıkça sadece varsayımlarımız artıyor böyle davranır şöyle yapar, böyle der, hisseder... Sorun tam olarak bu, çünkü değişim olasılığını gözardı ediyoruz...
YanıtlaSilRuh rotana bayıldım, ne kadar doğru!
Fotoğraf yorumu / blog yorumu, bunları fazla ciddiye almamak gerekiyor. Sen kendin için bir arşiv oluşturmayı seviyorsan devam..
tabi ki değişmeyen ne var ki lakin tutarlılık beklenmesi gereken noktalar olmalı değil mi? en azından asgari bir seviyede.. bilemiyorum sevgili C. yanılma paylarımız büyük bu tür konularda..beklentiden çıkmak lazım ama ilişki zaten birbirini bek/leyenler arasında kurulan bişi..
Silben ciddiye alıyorum, yani bunun miktarını iyi ayarlıyorum genelde ama her şeyin belli bir karşılığı var bende..diğer taraf için hiç önemi olmasa da ben kendi dünyama kendimce bir pay alıyorum..
eleştiri de sorun değil hatta güzel..ama dedim ya yumuşak karnıma geldi ve karşımdaki muhammed ali gibiydi..peki ben ne yapacağım..önce köşeme çekilip acımı dinleyeceğim gereken ağlama sızlama söylenme öfke sonrası pansuman yapıp ringe davete evet diyeceğim..çünkü dans edeceğim :)) ciddiye alacağım miktar bu kadar :)
Aaa o eleştiriyi kim yazdıysa ben de onu eleştiriyorum (Bu arada Leylak Dalı ben, blogspot bana sürekli pasaport soruyor, süresiz vize vermiyor bir türlü :) Lütfen o güzel fotoğraflarınızdan bizi mahrum etmeyiniz. Rotaya bayıldım ve peşinizden seyirtmek istedim, İstanbul'u çok seviyorum ve özlüyorum, lakin gelince çok yoruyor beni, bir an önce eve dönsem diyorum, dönüp trenden indiğim anda da bir daha ne zaman gitsem ki diye düşünmeye başlıyorum :)))
YanıtlaSilİlişkilere gelince, her biri ayrı bir çeşit. 50 yıllık kardeşinizi, 40 yıllık kocanızı, çocukluktan bu yana birlikte olduğunuz arkadaşınızı bir an geliyor ki tanıyamıyorsunuz. Ruh durumuna göre değişiyor sanırım, çok da dert etmemek mi lazım acaba?
Bir de ağlamayın yaaa....
canım hocam, nasıl bu kadar hadsiz olabilir bu blogspot anlamıyorum..eskidi sanırımı sistemi... bi bakan yok mu huu teknik ekip bi bakın şuraya..
Silsizin Ankara yürüyüş rotaları da bana cazip geliyor, lakin İstanbulum başka her yerden başka..belalı sevda :)) siz gelin yine de bence buraya bi ara..
tamam hocam, zaten gözüme toz kaçmıştı ondan yoksa yok yahu ne ağlaması :)))
sevgiler burdan şen kahkahalı :)
Arasırada olsa ben de fotoğraf çekiyorum, daha doğrusu çok amatörce ilgileniyorum bu benim anı yakalama yürüyüşüm, kendimden kendime yaptığım sessiz bir yolculuk. İnsan o an, aslında hep bir öğrenci olduğunu ve öğrenmenin sonsuzluğunu daha iyi kavrıyor. Ne kadar bilirsem bileyim, her karede yeniden öğreniyor, yeniden hayrete düşüyorum. İşte o anın yolcusu olmak. Sanırım seni de cezbeden o yolun kendisidir. Eleştiriyi yapan, inan henüz o yola hiç çıkmamış, o yolu(n) (tozunu) yutmamış olandır. Çünkü sen de fark etmişsindir ki bu hayatta eleştirilecek en son şey, bir insanın bir anı dondururken içine kattığı o ruh ve dünyayı kendi gözünden görme gösterme cesaretidir
YanıtlaSilWesselam
ne kadar iyi geldi söyledikleriniz..evet bu yolun cazibesi bu..aletten öte ve ziyade, bir hal ile buluşmak ve ondan aldığın ufacık bir an parçasını kaydetmek..sadece "bence" olan bir şey..
Sileleştirenin hüsnü niyetinden eminim ve zaten sorun benim duyuşumda..yine de daha kibar olabilirdi o ayrı...
hayatın acemisi kalmaya devam edeceğim sanırım..
eyvallah :)