deli dumrul..
Hikayesini biliyorsunuz..köprü kurup başında bekler geçenden 33 geçmeyenden döverek 40 akçe para ister.. dedem korkut boş laf etmez biliriz elbet de anlaması hayat boyu sürer..bildiğimiz pek çok şey gibi..hani okuduğumuzu anladık mı soruları vardı ya türkçe kitaplarında ilk okul sıralarında , hatırlarsınız..işte o minvalde okudum bildim dediğini anladın mı diye soruyor hayat her seferinde, yanlışlarını görüp yeniden cevap vermen için de habire aynı soruları soruyor..evet bir sonrakinde yine hatalı ya da eksik olsa da cevabın biraz daha iyi yenilmeye gebe cevaplar üretiyoruz en azından..yani demem o ki deli dumrul misali bir olaylar silsilesi seni o köprüden geçmeye zorluyor olabilir..zira beni zorluyor..geçmeyeceğim şurada daha rahat yol var yahu desem de yok illa geçecen zaten geçmesende dayağı yiyecen hiç kaçışı yok diyor olabilir..o köprünün kendisi değil ama bu haller silsilesi sıratın ta kendisi oluyor olabilir..köprüler, sıratlar, deli dumrullar, haller ahvaller arasında şu ağacın gölgesinde az soluklanayım diyor lakin ne ağaç ne gölge ne soluk bulamiyor olabilirsin..ama yine de nefes sayılı da olsa devam ediyor..hala nefes alıyorsun yani hala hayattasın süre dolmamış..sonra aaa bir bakmışsın sahne yeniden yıkılıp kurulmuş başka bir hikayeye geçilmiş, dedem korkut almış sazı eline başlamış başka hikayeler söylemeye..
"dedem korkut geldi, boy boyladı, soy soyladı; görelim hanım ne söyledi"
dinleyelim, düşünelim :) fırsat olursa da iki kelam edelim yazalım ,söyleyelim :)
Bilmezmişim bu Deli Dumrul hikayesini. Okudum öğrendim, içim bir buruk. Bazen zorla köprüden geçmeye, bazen istemeden de o köprünün kendi olmaya mecburuz. Pazarlığı olmuyor bazen. Bir nefes, bir nefes daha, adım adım, an be an geçiyoruz içinden..
YanıtlaSilBoy boyladı, soy soyladı, hanım gördü duydu yazdı.
iyi ki yazdı, ses oldu nefes oldu :) öyledir, köprüler bizi bekler..dumrullar da kol gezmekte..pruvamız neta olsun dileriz lakin fırtınasız deniz mi olur di mi ama..
Silİnce bir yazı olmuş:) kaleminize sağlık. Hayat, insanı hatasından arındırmak ve doğruya itmek için bazen bilerek o köprünün başına, delidumrulun karşısına çıkarır. Bunu görmek ve o bedeli ödeyip karşıya geçmek gerekir. İnat eder ya da anlamazsak, o dayağı yiyip geri döneriz. Ama unutmamak gerek. Hayat bizi yine o köprünün başına getirecek. Ve buradan geçmenin bir bedeli olduğunu öğrenmediğimiz sürece, bu kez delidumruldan bir önceki dayağa nazaran çok daha ağır dayak yiyeceğiz. Dersimizi alıp sahneyi değiştirebilmek dileğiyle
YanıtlaSilWesselam
incelikleri anlamaya vakti olanlar varmış demek ki :) lakin ince yazılar inci gibi dayaklara engel olamıyor anladığım bu :)) ne derler bilirsiniz kaderde varsa dövülmek bari biz seçelim nerde ne zaman nasıl :)))
Silvarolun, çok sevgi ve selamlar..