ağustos12 den 13 e geçerken..


yani gece yarısına az bir süre kala oturdum bilgisayarın başına..
aslında önce terasa sandalye ve masa atıp yanıma çayımı suyumu falan da alıp nehir gibi akan bulutları izledikten sonra boş kalan  laci-siyah semanın altında oturdum bir müddet..evin içi aşırı sıcak geliyor teras ise rüzgar alıyor ve oturmak gittikçe kaskatı kesilmeye sebep olabilir gibi duruyor..lakin yanmaktansa üşümekten yana oyumu kullanıp (tamam üstüme de bir şeyler aldığımı itiraf ediyorum) rüzgarı yüzümde hissederek burada kalmaya karar verdim..
efenim biz burada gecenin deminde demlenirken bir yerlerde ki içinde sevdiğim ülkede var, güneşler tutuluyor, insanlar seyrediyor..hayırlara haberci olsun.. 
zaten hep öyle olmuyor mu, birileri bir yerde bişiler yaşıyor hemen yanında başka birileri başka şeyler..mesela doğuyor belki bir ağustos bebesi ayın en uğurlu gününde, diğeri ise ölüyor belki de bundan mesut olarak..amaan dünya halleri...yaz bitmez, fotoğrafla bitmez, anlat bitmez...sonsuzluğu burdan yakalamış bak bunca faniliğin  içinde..
böyle dağınık gelişine yazıyorum yoksa yazmayıp kapatacağım yine, ama yazmak istiyorum içinden geçtiğimiz tarihi anları :) du bakalım nolcek dediğimiz her günü...ay hep de bişiler oluyor evet..bi gün de bi boş geç değil mi..hiç bişi olmadı olsun..yok olmuyor öyle bir şey ve oluyor hep bir şeyler :)) bunlar hep frekanstan, dalgadan, rüzgardan, tutulmadan mı acep..
 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rutin dışı-3

reset- dört..

reset- üç..