haftanın üç günü..


evet üç günü aynı rotayı aynı saatte yürüyerek kat ediyor ve pilates salonuna ulaşıyorum. bu yaklaşık yirmi- yirmi beş dakikalık yürüyüşün büyük kısmı minibüs caddesi boyunca dolayısıyla dükkanların önünden geçiyorum..aynı dükkanlar, aynı insanlar aynı işleyiş..son beş aydır olan bu durum kendiliğinden öğrenmelere, şahit olmalara, gözlemlere vesile oluyor. mesela bu süreçte kaç dükkan kentsel dönüşüm kağıdı asıp ya taşındı ya tümden kapattı..çoğu gittikçe azalan müşteri oturan esnaf modunda..yazın tatilde olduğumuz haftadan sonra ilk yürüdüğüm gün bir dükkanın camları kırık önü polis şeritli falan görünce dönüşte yakın komşu dükkana sordum hayırdır hırsızlık falan mı diye.

( ya ben bunu yazdım mı buraya yoksa yazmayı düşünüp sadece düşünmekle mi kaldım şüphe ettim şimdi..tekrar oluyorsa af ola) 
( ya da af dileyecek bişi yok yahu bazı insanlar aynı hikayeyi aynı gün içinde defalarca anlatıyor da sevgimizden yahut saygımızdan dinliyoruz di mi, vardı böyle bir iş arkadaşım şimdi aklıma geldi ama oraya doğru dağıtmayayım anlatacaklarımı, onu da başka zaman yazarım :))

neyse efendim meğer daha kötüsüymüş..iki komşu dükkan sahibi/çalışanı artık her kimse, kavga etmişler ama iş büyümüş kanlı hatta ölümlü bir olaya dönmüş..bunları anlatan tütün satan dükkancı abi zaten belliydi böyle olacağı gibi ek yorumda bulundu ama devamını soramadım..bir kaç gün sonra da lokma dağıtıyorlardı ölenin hayrına o denk geldi, fatihasını okuyup yedim allah rızası için..yazık dedim, bişiler daha dedim içimden ama unuttum şimdi..çünkü yol boyu yürürken kendi içimden çok şeyler konuşuyorum..sonra da kafam şişiyor ve hep unutuyorum nerden nereye geldi konu diye..işte bakın mesela yine şu an böyle bişiler olmakta..

ikinci kere neyse, işte böyle zaman zaman kavgalara, zaman zaman tavla-çay muhabbetlerine, yahut koşturmalarına denk geliyorum..bugün ise şöyle bir şeye denk geldim..dükkanlardan biri nalbur..ona yaklaşırken gördüm. turuncu bir el arabasında(inşaat işlerinde kullanılan el arabası) pembe bir örtünün üzerine oturtulmuş, 3 yaşlarında kıvırcık kumral saçlı ve kırmızı kıyafetli kız çocuğunu gezdiren bir kadın. :) o kadar renkli ve sıcak bir kareydi ki gördüğüm gülümsedim..tertemiz turuncu el arabasına bakarken çocukluğuma ışınlandım..inşaat işlerinden rengi çimento rengine dönmüş bir el arabasına..evet az oyuncağımız olmadı bizim sokaktaki çocukların..el arabası yahu ne mutluluktu :)) gerçi çivi-çamur oyunundan geçen bizim gibi çocuklar için lüks bir oyuncak bile denebilir.. şimdi el arabası ne bilmez çoğu kişi, işi olmamış ki ne bilsin..ben ne çok şeyi işim olmasa bile öğrendim gerekli gereksiz..belki de gereklileri öğrenemedim bu nedenle..bilmek değil işte mesele ne işine yarayacak o bildiğin asıl konu bu..oyyy yine dağıttım..

neyse devamını yarın anlatırım inşallah..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

reset- dört..

reset- üç..

geçmişe mektuplar-2.mektup