park durağı..


devamını yarın anlatırım diye bitirince sanki bir şeyler olmuş da onu anlatacakmışım gibi olmuş dün yazıyı bitirirken, oysa sadece sıkıldım ve orada kesmek istedim yazmayı..hayatın olağan akışında devam etti gün, şöyle ki;

el arabasıyla gezen kızçeyi görüp gülümseyerek ve çok uzakta kalan günleri gözlerim dolu dolu düşünerek yürürken bankanın önünden geçtim ve aynı noktaya baktım..caddeye bakan köşede duran, kurumaya yüz tutmuş, laf olsun diye oraya konulduğu çok belli, iş yeri bitkisi zavallı çiçeğin olduğu noktaya. zavallı bitki şefkatli ellerden geçmiş ve kendine gelmiş dahası yanına yeni taze bir saksı kızıl yapraklı çiçek daha nöbetçi gibi bırakılmış..artık iki çiçek aynı yerde ve muhtemelen daha iyi olacaklar..güzellikler ihtimam görünce ışıldıyor..

sonra yolum bir L yaparak mahalle içine daldığından cadde geride kaldı..çarşamba o semtin pazarı kuruluyor, dolayısıyla ayrı bir hayat sahnesinin yanından hızla geçip salona kavuştum..çıktığımda pazardan meyve almak istedim ve kısa bir tur attım..topuklu ayakkabıları, uçuk sarı kısa saçları, kırmızı ruju, günlük ama düzgün pantolonu ve gömleğiyle en iyi ihtimalle yetmiş beş-seksen yaşlarında dik duruşlu kadın ile aynı tezgahtan meyve alırken kendi pejmürdeliğime bakıp neredeyim ne yapıyorum neden yahu diyerek koşarak çıktım o sahneden. 

hemen yakında küçük bir çocuk parkı var ama gerçekten küçük ve yeşil..genelde mola verdiğim yer..boş oluyor öğlen saati..biraz durma noktası..yan tarafında dikilen devasa binanın işçileri kendi ördükleri duvarın üstüne dizilmişler ekmek arası öğlen molası vermişler..ne konuşuyorlar duyulmuyor ama koyu belli ki ve ciddi..( bir an için düşünmedim değil, makinem yanımda olsaydı da sırtları parka dönük duvara dizilmiş aynı renk yelekleriyle, işçilerin hoşuma giden bu anını çekseydim diye.)  her şey o devasa binanın yanında küçücük kalıyor, işçiler, park, ağaçlar, pazar bile..yine de bir parça mavi gökyüzü görebilmek için imkan var başını kaldırırsan..göğe bakma durağı değilse de imkanı..

sonrası kahramanımız kulaklığını takar yüksek sesli bir müzik açar ve yolun sonunda kaybolur, zira yine sıradan ve olağan bir hayat akmaktadır, o da bu akışa katılmak zorundadır..ğöğe de şiire de bakmak ancak yolun durakta bekleme vakti kadar zamanlar içindir..kısa durak molası..

minibüslerin de yayalara hem de yaya geçidinde yol verdiğini gördüğüm an dışında acayip enteresan bir şey olmadı yani..

şimdi gereksiz uzayan bu yazıyı keselim siz sağ ben dizi izlemeye..

onu da sonra anlatırım :)




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

reset- dört..

reset- üç..

geçmişe mektuplar-2.mektup