Kayıtlar

kendi kendine..

Dizüstü bilgisayarın sol alt köşesinde hava sıcaklığı derecesi (saat 17.20 itibarıyla 30 santigrat derece), yanında da bir uyarı yazıyor ; " sıcak günler geliyor " boş boş bakıyorum yazıya.. sevemedim bu halini istanbulumun..yani nemli yapış yapış sıcağıyla yazın bu aylarını..hantal bir vücut gibi yığılıp kalmış üzerimize..belki sevemediğimden daha zor geliyor belki tersi..lakin elim kolum aklım fikrim hep mavi ekran..hoş bu terimde güncelliğini hatta varlığını yitiriyor..mavi ekran çıkmayacakmış artık okumuşsunuzdur...kitaplarımı okumak, yazılarımı yazmak evin içinde ve ya dışında elzem olanlar harici yapsam çok da iyi olur işleri yapmak, hatta düşünmek nasıl bir ay yürüyüşü kıvamında anlatamam..bahar insanıyım ben, ilk olur son olur ama bahar olsun..bir çınar ağacı gölgesinde sonbahar gelene kadar otursam kalsam kimse ilişmese ne güzel olur dedim kendime geçen gün..sonra kendim kenime cevap da verdim ama ne dedim hatırlamıyorum..belki de kulak ardı ettim :) ya da kendime bi...

şarkılar söyle..

Prinç suya konuldu, akşama pilav olmak için kendini hazırlıyor..bostan patlıcanları yuvarlak ve kalın dilimler halinde kesilip suya bastırıldı, az sonra kurulanıp kızartılacak..sonra kıymalı sosla fırına..yemek hazırlıkları evet..şehr-i İstanbulum şahane sıcak günlerinden birini başlattı üzerimize bugün..ama günün olağan akışından, midenin acıkmasından, susamaktan ve dahi diğer malum insani ihtiyaçlardan değil sıcak hiç bir koşulda kaçılamıyor.. dün annem iptal edene kadar bugün planım anne ve babamla buluşup onlara emekli maaşımla yemek ısmarlamaktı..ev hanesi hafta sonu bu hakkını kullandı :) geriye kalanla da artık ay sonuna kadar ....:))) neyse yaa..annem dedi ki çok sıcak olcakmış çıkmayalım hiç..perşembe daha serin o zaman olur mu..olur dedim..oysa o gün için başka plan ihtimalim vardı..öyle işte hayat senin ihtimallerinle diğerinin ihtimalleri arasına salıncak kurup eğleniyor sende şöyle yaptım böyle eyledim diyorsun..derin mevzu bu sıcakda çekilmez geçelim.. tabi bunları mutfak...

detay..

Bir arkadaşım vardı üniversite yıllarında sene taaa..neyse karıştırmayalım :) o zamanlar basılı gazete okunmak ne kelime içilirdi yenirdi..en azından kimisi için bu kesin böyleydi..ben hasta radikal okuruydum.. hemen her gün alırdım ama hafta sonu bir kaç gazete daha ekleyip uzun uzun kahvaltı sonrası ekleriyle köşesi bucağıyla okumak ayrı bir keyifti..ne güzel günlerdi yaa..neyse arkadaşım da öyle ama o eline geçen gazeteleri çok daha farklı okurdu..nerde ıncık cıncık haber, detay, üçüncü sayfa, ilan özellikle ölüm ilanları falan böyle yerleri ve ilginç detay haberleri okumayı sonra da bazan gülerek bazan şaşırarak bazan malum hüzünle bana anlatmayı severdi..( başak burcuydu :) dün bir haber gözüme çalındı ondan sebep hatırladım bunca şeyi..tümüyle internet sayfasının akışında bir anda gördüğüm merak edip tıkladığım detay bir haber..haber mi o ayrı mesele ya neyse okudum..şöyle ki; muğla'nın bir ilçesinde yıllardır fotoğrafçılık yapan adam, kızının düğün davetiyesini sıradışı! haz...

yarım..

Bazı günler yarım bir güne uyanırsın..bilgisayarda yarım kalmış bir işi görürsün, onu bitireyim diye oturursun..yarım kalmış bir mektup vardır mail kutusunda gönderilmemiş bekleyen ona bir kaç cümle daha eklersin ve yine yarım olarak kapatırsın..kim bilir ne zaman gönderilecek belki de hiç...bilmezsin yarım bir karardır verdiğin..kahvaltı hazırlarken çoğu bitmiş bal kavanozunu tamamen boşaltırsın..o sarı süzülen sıvının akmakla akmamak arası hareketinde gözlerin dalar biraz..tereyağının kabını temizler, yenisini açar kabına yerleştiri ve paketi atarsın..elin buzdolabının içinde yarım kalmış yemekleri, parça parça yiyecekleri toparlar..kimisi artık çöpe kimisi yeni haline ya da yeni yerine..kurutma makinası ile aynı anda alarm verir çamaşır makinası..birinden diğerine aktarırken çamaşırları, kuruyanları katlamak ve ütülenecekler yığınına biraz daha malzeme eklemek için yarım bir oturuşla başlarsın işe..çamaşır katlarken yarım kalan cümleler gelir aklına aklından tamamlarsın...bir anıdan...

ikide bir-15

Sevgili C.  o gün " hadi sen de gel" diye bu ikide bir serisine çağrı yapmasaydın bu güzel "ilk 11'in" içinde olmayacaktım..tam da artık bloga yazmak konusunda çatallaşmış bir niyetim oluşmuşken( artık yazmasam mı/yok yahu yaz işte) tam bir enerji kaybı dönemine girmişken başka yönden esen bu rüzgar açıkcası bana çok iyi geldi.. sevgili Neslihan, çok güzel kaptanlık yaptın, yolcular senin dümeni sağlam tutman sayesinde seyrü sefer etmekten bence daha bir keyif aldı..kesinlikle ortak bilinç alanının etkisi oluştu ve birbirimize temas ettik..ben bunu biliyorum ama kanıtlayamam..on bir kişi olacağımızı bilmiyorduk ama gerçekten bir takım çıktı sanki..bu ilk maçtı ve bence hepimiz kazandık, oynamayı öğrenmek, bir diğerini göz ucuyla bile olsa hep takipte tutup kollamak, bir bütünün parçası olma zevkini ve sorumluluğunu paylaşmak çok büyük kazançlar..bu anlamda da kaptanlığın ile takımı bir arada tuttuğunu diğer yandan herkesin kendi alanlarında kendince oynamasını t...

ikide bir-14

Sanırım sona geliyoruz bu seride..kaptan sondan üçüncü yazı dediğine göre bir öncekine, bu da sondan evvelki oluyor..sonlar, başlangıçlar...döngülerce... size başka bir mavinin kıyısından yazacağım inşallah dediğim yerdeyim..akdenizin dalga sesleri oturduğum balkona kadar geliyor..burası sessiz bir köy..tam anlamıyla gürültüsüz..sadece tabiatın sesleri var hani o duyunca hepimize bir kalbimiz olduğunu hatırlatan sesleri..hafif esen meltem ve çayım..bir yandan deniz dalgalarının şarkısını dinliyorum bir yandan cırcır böceklerinin sesini..diğer yandan da blogları bir an evvel okumak istiyorum..önce biraz yazayım ama değil mi.. bugün senenin ilk denize girme anı yaşandı..bu benim için gerçek bir şifa..o tuzlu suya her adımda biraz daha battıkça en sonunda içinde kaybolup yeniden başımı sudan çıkarttığımda bişi oluyor..anne karnından doğmak gibi bişi...sonrası böyle değil ilki ise hep böyle... salaş bir tatil bizimkisi...kafamıza göre gönlümüze göre ve tabi ki kesemize göre..bir haftalığın...

ikide bir-13

Bugün bavul hazırlamam lazım ve bağlantılı bir seri iş..bir sonraki yazı canım marmara kıyısından değil başka bir mavinin kıyısından yazılacak inşallah...ama şimdi; fonda şu şarkı çalıyor ekranımda sevgili Hayal Kahvem'in esmek başlıklı paylaşımına bakıp altındaki alıntıyı okuyorum..gözlerim mazide bir yerlere dalıyor...hatta aklıma amerikan güzeli filmindeki şu meşhur rüzgarda salınan naylon poşet sahnesi geliyor ve daha başka şeyler.. az önce okuduğum sevgili vnf. nin cevap beklemeyen sorularından sonuncusunu düşünüyorum..cümleler diyorum sadece kelimelerden mi oluşuyor peki? galiba hayır.. e haydi o zaman, yolcu yolunda gerek.. 13. yazı bu kadar..on üç sayısını da çok severim demiş miydim..ne çok şey sevebiliyor insan, küçücük varlığıyla..biraz da bunu düşüneyim.. seviliyorsunuz...siz efendim evet siz..hepiniz.. görüşmek üzere...