geçmişe mektuplar-1.mektup


Efenim, ay gökte kırık boncuk görünümünden tam bir inci tanesine dönmüş, dolmuş taşmış sultan-ı yegah olarak lacivert semada tahtına kurulmuş, baht bekleyen yeryüzü insanlarına tebessümle nazar etmekte..sıcak ve fakat esintili bir istanbul gecesinden yola çıkacağız..tayyi zaman eyleyip bakalım nerelere uzanacağız..

sevgili Neslihan'ın çağrısıyla başladığımız merkür retro günlerindeki bu serinin adı "geçmişe mektuplar"..yer ve gök hizalanıyor..yürüdüğü yolun bir yerinde durup biraz da geriye doğru ne oldu ne bitti ne yitti diye bakınarak yürümek de elzem ve dahi faideli :) nitekim yolda kazanılanlar kadar unutulanlar kaybedilenler bir köşeye düşüp kalmış bizim geri dönüşümüze bekleyen bir şeyler var..hani yazdığın yazının üstünden geçmek gibi..yitiğini geriye doğru aynı yolu yürüyerek aramaz mısın..öyle işte..

ve bir de mektup formatı ayrıca cezbedici zira mektup yazmayı( kağıt/ kalem daha çok olmakla birlikte her türlüsünü) çok severim ve dahi okumayı..bana yazılanı tabi ki daha çok ama başkasına yazılan mektubu okumak da ayrı zevkli değil mi :)  ahval böyle olunca zaten niyetlendiğim yazıya bir de bugün gelen yorum el verdi sağ olsun sevgili adsız blogdaşım..yorum bir önceki yazıda..zamanda geriye götüren bir yorumun zamanlaması bu kadar denk düşer :) 

o zaman şöyle bir otuz yıl geriye gidelim mi..yani yirmi yaşım ve öncesi..gel otur güzel yaşım yirmi :)

sevgili yirmi yaşım, 

o kadar güzel bir yaştasın ki bunun ayırdına varacak gönül ve akıl genişliği yok biliyorum ama öyle..1996..ne kadar özel bir sene..tabi ki bu kadar özel bir seneye başladığını o seneni başında bilmiyordun ama sezgilerin ve rüyaların aslıda sana fısıldamıştı..bunu çok sonra hatırlayacaksın..

liseden sonra çağlayarak hayata akıp karıştığın yıllar..yorumda bahsi geçen "gülümse" albümünü özellikle de "hadi bakalım" şarkısı senin lise son yılın bol okul kırmalı, bol lunaparklı zamanlarının fon şarkısı..ne çok dinlerdin, ama bir şarkı seçeceksen o albümden "vazgeçtim" olurdu.. garip bir hüzün hep takılıydı uzun saçlarının arasına, kirpik uçlarına..

oysa ne çok gülerdiniz ne hafifti hayat ve ne kadar ağır geçiyordu zaman, gelecek bir türlü gelmiyordu..hayal ettiğin üniversite olmadı, hayal etmediğin kadar güzel ve maceralı başka bir bölüm ve arkadaşlarla buluştun..koca şehir bütün kollarını ve yollarını açtı sana..bu kadar cömertlik bazen korkuttu bazen yordu bazen şımarttı bazen başını döndürdü..raydan çıkmalar mübahtı çünkü yazdığını silecek kadar gençtin..uzun geceleri severdin..şiirler yazardın mavi kaplı deftere..şarkılar, yıldızı geceler, gizli içilen ilk sigaralar..aşk hep uzak bir düş..bir gün başına boca edileceğini sandığın..başına boca edilmedi sen düştün içine..tam da hayal ettiğin gibi..sonrası her hayal gibi kırık bir hikaye..yine de biliyor musun iyi ki hayaller kurdun ve onları sonradan kırılmalarına rağmen yaşadın..bunu ilerde anlayacaksın..bu senin hikayen olacak..

hep gitmek isterdin daha uzağa çünkü gidebildiğini fark etmiştin..evde kaldığın gün sayısı gittikçe azalırken ev nedir sorusu o ara "ev; benim, kendimim, bedenimim " diye cevaplanır olmuştu..ve evini istediğin yere taşıyor olmak nasıl hoşuna gidiyordu..ıhlamur kokusu eşittir ev demişti sevgili ilkay bir diğer yazıda yorum olarak..düşündüm benim için ev kokusu nedir diye..işte o yıllarda ev kokusu biraz sigara/alkol biraz ter biraz tütsü karışımıydı..arkadaşlarla paylaşılan zaman ne kadar kıymetli anlamlı dolu ve coşkuluydu..yalnız kalmak süpriz..bir müddet sonra bundan yorulacaksın ve uzaklaşmalar başlayacak..önce bunu yadırgayacak kızacak sonra hayatın doğal akışı olduğunu anlayacaksın..hayat dolar ve boşalır..her anlamda..

yeni bilgilere, keşiflere, kitaplara açlığın ilk kez çölde vaha bulmuş gibi karşına çıkan imkanlarla buluşuyordu..hayat efsunlu bir mucize ve korkunç bir gerçekti aynı anda..ne kadar siyah beyazdı değil mi her şey, ama yine de şefkatli bir nehir akıyordu içinde ta o zamandan bunu fark etmiş bu şefkati kendinden esirgeyip başkalarına cömertce sunmuştun..oysa en çok senin ihtiyacın vardı ama bilmiyordun..hayat hep ikram üzere kurulu sanıyordun belki.. kendine ikram etmeyi de öğreneceksin canım benim..

hafıza çok iyi kurgucu, istediği gibi eğip büküyor olayları ve yeniden yazıyor o nedenle gerçeğim nedir tam emin olamasam da ben seni çok eğlenceli zamanlar olarak hatırlıyorum..hiç mi kötülük sıkıntı şu bu yoktu..olmaz mı..ama silinmiş bak..korkma  yani..ve ne kadar özel bir insan olduğunu sana unutturmalarına izin verme..üstesinden geleceksin hayat seni her sınava çağırdığında..boğulacağım zannettiğin yerden de çıkacaksın derin bir nefesle ciğerlerin zarar görmüş ama kuvvetlenmiş olarak..

velhasıl sevgili yirmi yaşım o zamanlar ellileri hayal etmemiştin ve hiç düşünmemiştin hatta ölmeyi daha çok düşündüğün zamanlar da olmuştu..ölmek kolay değil yaşadıkça öğreneceksin..istediğin pek çok şeye kavuşacaksın, aslında zorluğu bitmeyecek hayatın ama sen alışacaksın nasıl yürüyeceğine..o zamanlar başka kuvvetlerin vardı zamanla daha farklı kuvvetlerin olduğunu göreceksin..yani hayat seni epey şaşırtarak devam eden bir yolculuk olacak..

keşke senle karşılaşıp oturup konuşabilisem..yok akıl vermezdim o zaman bugünkü ben olmazdım ve ne olacağını da bilmiyorum zaten bence sen beni dinlemezdin..ama ben seni dinlemeyi çok isterdim..uzun uzun anlatmanı..sana şefkatle sarılıyorum..ve seni çok seviyorum..


düşünüyorum da sevgili blogdaşlar, ben böyle onlu yıllar öncesine dönerek kendi geçmişimi ziyaret edeceğim sanırım çünkü bu hoşuma gitti..kırklarım, otuzlarım hatta onlu yaşlarım çocukluğum..bakalım nasip..bu gecelik bu kadar olsun..yorucuymuş geri yürümek :)






Yorumlar

  1. Tatlı bir yolculuk olmuş. Gezecek, geri dönecek çok yaş var ☺ Ne var ki ben 20 yaşımı hatırlamıyorum.

    YanıtlaSil
  2. Cok guzel bir fikir, ben de sık sık zamanda bir o ana bir bu ana giderim. O kadar taze ki anilari, sanki gecen yil, sanki dun...ama ustunden bir kac on yil gecmis.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rutin dışı-3

reset- dört..

Rutin dışı-1