Kayıtlar

1

  - Döngü..işte bütün mesele bu..ne bitiyor ne de başlıyor hem bitiyor hem başlıyor..çok sevdiğim patinajlı driftli meseleler..yarın yeni yılın ve ayın ilk günü..aslında sıradan bir gün olduğunu hepimiz biliyoruz onu özel hale getiren bizim tavrımız..zaten her şeyi anlamlı ya da anlamsız hale getiren biziz tavrımızla, yönümüzü nereye döndüğümüzle, nereye varlığımızı kattığımızla biziz yani özne...sadece büyük kalabalıklarla inanılan her şey gerçekten başkalaşıyor..yoksa bile bir "kendine haslığı"  oluşuyor...diliyorum, insan kardeşlerim özendiği kadar kutlamasına sevincine bu döngüsel güne, yaşamına da özenir kendinin ve her gün var olmanın sevincine .. - bir de yarın manevi bir iklimin özel olduğu bildirilmiş zamanları dolaşmaya başlayacak yer yüzünü ve bizim yüzlerimizi yeni bir nefes gibi..bu inançla ilgili yani ilgilisini ilgilendiriyor..ama bence ilgilenmese bile rahmet her birimize bir şekilde tecelli ediyor..ayık olmak lazım neler olup bittiğine içimize dışımıza damlay...

2

  - Bitmeyecek desem yalan olur ama biz yalanları duymayı severiz hatta gerçekleri duymaktan daha çok..mesele ustaca yani gerçekmiş gibi yalanlar söyleyebilmekte aptal yerine konmamakta..bu da gayret ister ki insan gayret edene hassas oluyor hiçbir şey olmasa..neyse efendim sevgili C.  sen de çok iyi biliyorsun tabi kii her şey eninde sonunda biter son tahlilde..ama yakın gelecek olarak niyetim bunu kendi ellerimle yapmamak yani elbette devam edeceğim yazmaya..her gün olur mu inan bilmiyorum..değişir muhtemelen..değişmemesi de mümkün değil..olsun değişsin bu iyi bir şey..fıtratımıza uygun..hayatın olağan akışına..bakalım neler oluyor..o güzel kalbine umduğundan beklediğinden alıştığından daha güzelini tattırsın sevgili Allah..varlığın kıymetli. - bu arada gerçekten kendime de teşekkür ediyorum beni yarı yolda bırakmadı ki yapar bunu çok eskiden tanırım bilirim bu huyunu, aldığım karara yani" bu ay boyunca her gün az da olsa anlık akışta ne gelirse yazacağım" kararıma uygun ol...

3

  - Tam olarak ikindi vakti..saatin bir önemi yok..hatta az ileride bu yazdıklarımın da bir önemi kalmayacak ama işte varız ve oyalanıyoruz..o parıltılı izi kadar salyangozcanın bizim bıraktığımız bir iz olmasın mı..olsun mu..ne olursa olsun.. - demek bu vakitlerinde günün böyle bodoslama ve başka bir sokağından giriliyormuş yazı mahallesine..oysa şöyle derli toplu hatta derinlikli güzellikli bir yazı olmasını dilemiş ortam bile hazırlamıştım..masamdayım..deniz uzaktan hiç pas vermeyen küskün bir duruşta rengi bile bozuk..mum yaktım hemen bilgisayarın yanında nazlı nazlı sarı ışığıyla içimi bir hoş ediyor..tütsü yaktım en sevdiğim kokulardan bir koku doldu duman duman doldu odama..müzik desen arka planda beni diğer seslerden ayıran ince bir ses duvarı gibi zarif zarif salınıyor..çayım da var ama sigaram yok..niye bıraktım ki dediğim anlar var laf aramızda...çok yıllar geçti üstünden artık dönüşü olmaz demeyeceğim ne dönüşler gördü bu gözler..hayırlısı diyelim..neyse işte romantik b...

4

  - Şehrim soğuk ve gri bu sabah hatta ıslak..sütlü kahve yaptım kendime..hane halkı uykuda..biraz müzik dedim yok istemedi kulaklarım..kapattım..dışardan çığlık çığlığa martı sesleri geliyor..muhtemelen seviyorlardır böyle havaları diye düşündüm..ve araba sesleri, arada korna..yavaştan uyanmaya başlayan semt halkının emareleri..kısa bir tek başınalık hali bu yaşadığım..hayır yalnızlık değil hele kalabalık yalnızlık hiç değil, tek başınalık..çünkü bu güvenli ve güzel bir duygu..hatta muzip..bilgisayarı açtım..beyaz sayfaya o bomboşluğa baktım..ihtimal dolu ama belirsiz...her şey yazılabilir..içimi dinliyorum konuşmak istemiyor adeta..sessiz..o sessizliğe bakıyorum o da beyaz, süt gibi..ihtimal dolu..süt çünkü beyaz bir sayfa gibi..hep bir şeylere dönüşme oluşma oldurma olasılığı yüklenmiş..zamana bakınca o da beyaz oluyor bazan..özellikle sabahları..hatta yıl başı..belki o yüzden mi yakıştırıyoruz kar yağmış bir görüntüyü..düşüncenin vucüt bulmuş hali..bembeyaz bir sayfa yeni başla...

5

  - Bir elin parmağı kadar...güzel rakam.. tipini sevdiğim..yeterli demek bence..bir el yetmez mi? - elleri düşünmek..ellere bakmak..bir elin dokunuşunda sırlanmış sayfalar dolusu cümleyi okumak ya da dokunmayışında ya da dokunamayışında..sadece nasıl durduğuna bakarak anlamak anlatmak.. - şimdi geldi aklıma bir anımı anlatayım..dinle kalbinle..şehrimden uzak kadim bir memleketteyiz..uçakla günübirlik gezi planı yapılabilen bütçelerin buna daha kolay gücünün yettiği yıllar yani belki on sene evveli..sabah erkenden varmışız ve gezmeye başlamışız..en çok gitmek istediğim yere, şehrin en eski çook eski camisi ve orda medfun zatları ziyarete gelmişiz nihayet..vakit öğle ezanına yakın..içimde binbir düşünce sıkıntı..yine kördüğümüne rastladığım günler hayat ipinin..aradığım cevaplar var..doluyum yani dokunsalar ağlarım..kimse dokunmuyor..neyse..kadınlar için ayrılan ayrı bir yer var..oraya geçiyorum..içerde yaşlı bir teyze elinde tesbihler...selam verip çok da dikkatimi ona vermeden otu...

6

  - Çok kıymetli bir arkadaşım sordu el cevap olsun geçmişten unutamadığım zihnimde yer eden kokuların peşine düşelim o vakit bakalım nereye gideriz.. - hemen ilk olarak çocukluğumdan kalan kömür ve kül kokusu geldi burnuma..kömür taşıma işi vardı eylül ayında çoğunlukla mahallede bir telaş..sırayla herkes bir birine yardıma koşar tonlarca kara kara kömürler yığılırdı kömürlüklere..ve ben çok bayılırdım kömür kokusuna..odunsu olurdu kimisi daha da güzel gelirdi rayihası..bir de çıra derler kolay yanan ağaçlardan kesilen parçalar olurdu...hımm nasıl ferah bir koku nasıl güzel..ve ateşi sıcaklığı güzel tabi ama sobanın en sevilmeyen işi külleri..o küller bir kovada birikir ve büyüdükçe bana verilen işlerden biri de kül dökmektir..kül kedisi olmak ne demek biz çizgi filmden öğrenmedik.. - akabinde ve detayında toprak ve çamur kokusu..oldukça yeşilliği ve boş alanı bol olan mahallemizde yağmur demek oyun demekti..çok şiddetli olmadığı sürece değil evlere kaçmak inadına oynanır ıslanılı...

7

  - Pencere kenarında duran sardunyayı izledim..bir mutfağa pencereden bakan sardunya..annem nereye gitse o sardunyalarını götürdü..kırmızısı insanın içini gıdıklayan, yaprağının kokusu ille de bir hatırayı bulup peşine takan..küpeli, şeker begonya, camgüzeli, karanfil de vardı hatırladığım değişik pencere, balkon kenarlarında hayatımıza  kenarsüsü olan..küçücük önemli detaylar..annem yine de en çok sardunyalarını severdi galiba ki hiç eksik olmadı..yeni taşındığı evinde kendini yuvasında hissettiğini mutfak camının önüne koyduğu sardunyadan anladım..sevindim..annemi emanet edebileceğim bir yaşama sevinci var diye düşündüm...ve annemin yaşama sevincine bel bağladığını gördüğüm gittikçe hayattan geri çekilen babamı düşündüm..hiç bilmiyor belki de bir sardunyanın gölgesinde gölgelendiğini..hayattan geri çekilen adam..elinde kalanlara yitik bir ordunun sağ kalan bir kaç parçası gibi bakıp bunlardan savunma bile oluşturamayacağına karar vermiş ve beyaz bayrağı aslında orda olmayan...